Nip/Tuck,Etkileri ve Birkaç Şey


Yaklaşık iki aydır Nip/Tuck adlı bir Amerikan dizisi izliyorum. Televizyonda da yayınlanıyormuş fakat ben dvd şeklinde olanı tercih ettim peşi peşine çok iyi gidiyor. Sean adlı çok ağır başlı fakat sonradan cozutmaya başlayan bir abimizle, Christian adlı çok sikişken-öyle böyle değil bir uçan bir kaçan kurtuluyor vaziyeti- hızlı bir abimiz var bu dizide ana karakterler bunlar.Bu abilerimiz estetik cerrah işte kesiyorlar biçiyorlar, gore sayılabilecek sahnelerle donatılmış kanlı canlı bölümleri var.İyileşme sürecinde Christian Troy'u oynayan Julian McMahon giriyor devreye mutlu ediyor hastaların birçoğunu dizi böyle yuvarlanıp gidiyor işte. Olay şu ki biz birkaç arkadaş bu diziyi izliyoruz ve "Arkadaş gavur yaptı mı yapıyor amına koyim beh!" namelerinden alamıyoruz kendimizi Umut'tan bahsetmiştim size daha önce kardeşim gibidir geçen onla konuşuyoruz da benim de başıma gelen bir şeyi anlattı bana "Abi rüyamda estetik cerrahtım!" valla ne yalan söyleyeyim ben de o tip birkaç rüya gördüm. Dahası biz geyik işini iyice tavan yaptık "Moruk bırakalım okulları şu fark derslerini verip cerrah olalım nasıl olur ha?" falan derken Fatih diye bir arkadaş da katıldı konuya o da Nip/tuck izleyicisidir. Biz geyik çevirirken dizi üzerine Umut'un babası biraz viski vermek istedi bize. 1992 yapımı hoş bir o kadar da can alıcı birşey gibi duruyordu karşıdan. Sek artı iki buz dedim. Hep beraber içtik viskimizi kızardık. Geyikler daha da koyulaşmaya başladı ve kafamızın güzelliğiyle de biz iyice oturup ciddi vaziyette konuşmaya başladık. Farkettik ki bir hayli alışmışız biz bu diziye. Neyse çıkalım evden dedik Umut kız arkadaşında kalacaktı annesi eline bir sünger falan tuıtuşturdu tam idrak edemedim durumu nasıl oldu,konuyu hatırlayamıyorum. Umut'un cebinde sünger bende dünya kafa döndük eve. Her neyse güzeldi ama sünger çok absurd oldu.

Limbik Sistem de Ne Ola ki?

| 1 yorum

Hey gidi bloguma bakmayalı ne kadar çok oldu. Çok boşluyorum bu blogu da ne yapayım ayıracak vakit bulamıyorum sürekli internette olsam da. Size neyden bahsedeyim derken okuduğum bir şey geldi aklıma ve güm! Limbik sistemimiz. Çok değişik bir şey bu limbik sistem. Vay amına koyim dediğinde, oh rahatladım dediğinde, sikerler lan bu nasıl iş dediğinde hep limbik sistemin kontrolü altındasınız, çünkü en doğru tepkiyi veriyorsunuz bir anda. Peki nedir bu limbik sistem. Limbik sistem beynin içerisinde bulunmakta. Özellikle insanın beden dilini yöneten birşey. İnsanın hayatta kalmasına yönelik tepkileri anında verir. Tehlike anında ne yapılması gerektiğini hızlıca düşünen de bu sistemdir. Sadece tehlike anında işlemez tabi uyku, açlık, susuzluk, cinsellik gibi bedensel işlevlerin düzenlenmesinde de limbik sistem çıkıverir ortaya. Freud'un id, ego, süper ego muhabbeti geldi bir an aklıma. İde tekabül ediyor bu durumda. Limbik sistem neokorteks gibi değildir çizimini beğenmediğin bir graffitiye of çok güzel olmuş dedirtmez. Limbik sistem gelen bir uyarana "en doğru" tepkiyi verir. Mesela insan hep bir tehlikeyle karşılaştığında sırasıyla donma, kaçma, savaşma tepkilerini verirmiş. Dinazorla karşılaşan adam ne yapacak tabii ki bir duracak önce farketmesin diye, ağaçtan erik çalan velet ne yapar bahçe sahibi gelince bir durur; sonra baktık dinazor farketti herifi bu sefer kaçar, bahçe sahibi veleti görünce de velet kaçar; dinazor elemanı yakaladı, çocuk bahçe sahibi tarafından yakalandı ve yine ortak sonuc savaşmak. Şunu anlatmak istiyorum ki geçmişten bugüne limbik sistem hep evrilerek günümüze kadar yanımızda olmuş. Değişik bir şey otoriter gözükmek için elleri bele koymak, yüksek statüde oluğumuzu göstermek için elleri arkadan bağlamak, birinden hoşlanmayınca aranıza bir bariyer almak hep bu limbik sistemin işi ama en ilginç örnek de şu ki insan bir tehlikeyle karşılaştığınızda yüzünüzün renginin atmasının nedeni de limbik sistem çünkü donma davranışınızdan sonra kaçmak ya da savaşmak için bütün kanı kol ve bacaklarınıza pompalıyormuş. İşte böyle isterseniz kendinizi bir ufak izleyin siz de limbik sisteminize dair üzerinizide birçok parça bulacaksınız.

Stara Zagora Kenti Kültür Araştırması

| 2 yorum


Araştırmalarımdan bir tanesi nihayet bitti. Size yaptığım bir röportaj ve bulduğum anekdotlar izinde ortaya çıkardığım bu araştırmayı sunuyorum. Umarım beğenirsiniz.

Eski Zağra Hakkında Kısa Kısa

Stara Zagora, Türkçe’si ile Eski Zağra… Güney Bulgaristan’da bulunan ve Güney Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olan Eski Zağra’nın tarihi Roma İmparatorluğu’na dayanır. Eski bir şehirdir. Beroe, Augusta Trajana, Irinopopsis, Borui, Vereia, Zağra-i Atîka(Osmanlıca adıdır, Eski Zağra demektir.), Jeleznik, Stara Zagora gibi birçok isim alması da bu şehrin eski bir şehir olduğunu kanıtlar niteliktedir. Tarihinde kısa aralıklarla Bulgarlar ve Bizanslar arasında el değiştirmiştir. 1372’de Osmanlıların eline geçmiştir. Osmanlılar döneminde kültür ve ekonomi bazında önemli bir şehir olmuştur. Trakya’nın en eski tiyatrosu olan Geo Milev Drama bu şehirdedir. Ayrıca günümüzde bulundurduğu otuz dört otelle kongre turizmi için önemli bir yer haline gelen Eski Zağra aynı zamanda bir öğrenci kentidir. Sosyalizmin yarattığı şehir planı sayesinde “Ucundan baksan şehrin sonunu görürsün.” yorumunu getiriyor röportaj yaptığım Bulgaristanlı aile nitekim araştırdığımda şehrin düz sokakları, ıhlamur ağaçları ve şairleriyle ünlü olduğunu da gördüm. Şimdi bu şehri daha detaylı olarak anlatmak istiyorum.

Eski Zağra’da Toplumsal Yapı ve Coğrafya

Eski Zağra’da fazla olan Bulgarlar’dan başka Türkler, Makedonlar,Yunanlar(Yunanlar’a karakaçan adı verilmiştir. Hayvancılıkla geçinmeleri ve yarı göçebe yaşamları onların bu adı almalarına neden olmuştur. “Kıra kaçan” olan isimleri dilde değişerek karakaçan olmuştur.) ve Çingeneler çok fazladır. Bölgedeki en büyük azınlık Türkler’dir. Gayet düz bir alanda bulunan Eski Zağra bu nedenle toplu yerleşmeye sahiptir. Yerleşimin toplu olmasında bir diğer etken de eskiden bölgenin sosyalist rejim altında olması ve yapılan yapıların lojman şeklinde olmasıdır. Bölgede şehir içi ulaşım troleybüslerle sağlanırken bölge dışına yolculuklarda yaygın olarak tren kullanılmaktadır(Tren bulgaristan’da sosyalizmle beraber yaygınlaşmaya başlamıştır.). 163.000 nüfusu bulunan Stara Zagora’da genellikle çekirdek aile tipi görülmektedir. Tekstil ve ağır sanayi Eski Zağra’nın ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Eski adı Friedrich Engels, yeni adı Arsenal olan silah fabrikası ağır sanayideki önemli kuruluşlardan biridir.. Genel olarak bakıldığında bölgede gelir durumu ortalamanın altındadır.

Eski Zağra’da Dil

Eski Zağra’da baskın olarak konuşulan dil Bulgarca’dır. Makedonlar Bulgarca’nın bir başka şivesini konuşmaktadır. Stara Zagora’da en çok konuşulan azınlık dili Türkçe’dir. Beraber yaşamanın büyük bir etken olmasıyla Bulgarca’ya Makedonca ve Türkçe’den birçok kelime girmiştir. Fakat Amerika’nın büyük güç haline gelmesi ve küreselleşmenin de etkileriyle İngilizce’den kelimelerde dil içerisinde yer almaktadır. Bulgarca’ya Türkçe’den geçen ve sık kullanılan komşu, dograma(doğrama), demirci,bakkaliye gibi kelimeler vardır.

Eski Zağra’da Din ve Dini Törenler

Bölgede baskın olan din Hıristiyanlık’tır. Özellikle Ortodokslar’ın bulunduğu Stara Zagora’da eğer biri ölürse kilisede çan çalınır. Ölen bir kadınsa üç defa, ölen bir erkekse iki defa çalınır. Sosyalizm döneminde cenazeler bandoyla götürülürdü. Eğer ölen bir askerse mezarı başında silah atılırdı.


Eski Zağra’da Eğitim

Sosyalist dönemde sıkı bir eğitim sistemi vardı. Mecburi Rusça dersi vardı. Ayrıca okula özel kıyafetler ve her okula has armalar vardı. Okulun yönlendirmesiyle Brigeda denilen bir zamanda öğrenciler yirmi gün çalışırdı ve yine okulun yönlendirmesiyle öğrenciler yaşlı ve kimsesiz insanlara ev işlerinde yardım ederdi. Ayrıca öğretmenler öğrencilerin evlerini ziyaret eder, ders çalışıp çalışmadıklarını kontrol ederlerdi.
Şimdi ise okulların eğitiminin daha gevşek olduğu söyleniyor. Okul yedi yaşında başlıyor.Okullarda yoklama alınmıyor,kıyafet zorunluluğu yok. Genel olarak lise mezunu olan halkta özellikle Çingenelerin eğitim seviyesi çok düşük.

Sosyalizm ve Şimdiki Dönem Arasında Yaşamdaki Farklar

Sosyalizm zamanında baskı vardı fakat o halk da çok disiplinli idi. Şehir şu an sosyalizm zamanından daha gevşek ve hatta şehirde birçok insan nikahsız olarak yaşamakta. Sosyalizm zamanında fazla olan iş imkanı ve sağlık güvencesi şimdi daha az. Sosyalizm zamanında yirmi dört ay olan askerlik –bu askerlik süresince Bulgarlar silahlı, Türkler ise silahsız idi- şimdi yok. İlginç bir örnektir sosyalizm zamanında uzun saç, uzun sakal, ütüsüz pantolon ile gezilince polis tarafından ceza yazılırmış. Sosyalizm döneminde televizyon reklamları daha sönükken şimdi çok daha gelişmiş bir vaziyetteymiş. Şimdi olmayıp sosyalizm zamanında olan TKZS(Truduvo Kooperativnu Zemedesko Stopasfo) adlı kurum malların kamulaştırılması konusunda görev yapıyormuş. Röportaj yaptığım kişinin anlattığı ilginç bir örnektir TKZS bir kişinin koyun sürüsünü kamulaştırırken sürünün başındaki köpekleri dahi almış. Sosyalizme karşı olanlar için ağır cezalar vardı. Özellikle bu kişiler Belene cezaevine konulur ve cezaevi yakınındaki kurşun madeninde çalıştırılırlardı.

Eski Zağra’da Ticaret ve İnsan İlişkileri

Dışa yönelik ticaret sosyalist zamanda Doğu Blok’u ve Rusya ile yapılıyordu. AB üyesi olunduktan sonra tüm dünya pazarına açılım sağlandı. Eski Zağra içerisinde ticaret için üstü kapalı pazarlar kurulmaktadır. Türk pazarlarından pek farkı olmayan bu pazarlarda ceviz,ıhlamur, sılanina denilen tuzlanmış domuz yağı gibi ürünler öncelikli satılmakla beraber her çeşit meyve ve sebze bulunulabilmektedir. Fakat narenciye biraz daha nadir olarak bulunmaktadır. Ayrıca pazarlarda satılan ürünlere dokunmak satıcılar tarafından çok sert tepkilere neden olur.
Herkesin birey olarak görüldüğü Stara Zagora’da aile içi ilişkiler Türkiye’ye göre pek sıkı değil. Toplumda kadın ve erkek eşit olarak görülmektedir. Sosyalizm zamanında da günümüzde de diskolar başat eğlence yerleridir. Misafirliğe gidenlere genellikle içki ikram edilir ve oturulan sofrada mutlaka içki bulunur. Yeterince sarhoş olunmadan yemek yenmeye başlanmaz. Kişilerarası iletişimde önemli olan beden dili için de not düşmek gerekirse Türkiye’dekinin aksine sağ-sol yönlü sallanan kafa evet anlamında iken yukarı-aşağı yönlü sallanan kafa hayır demektir.
Stara Zagora’da düğünler de insan ilişkileri açısından önemli bir yere sahiptir. Özellikle köylerde cuma gününden pazar gününe kadar yapılan kır düğünlerinde misafirlere düğün bulamacı, düğün çorbası ve çeşitli içkiler ikram edilir. Akordeon, klarnet ve davulun kullanıldığı düğünlerde köyün cazgırı denen kişi takı merasiminde kimin ne taktığını söyler.
Mahsul toplanacağı zaman ve bir yapı yapılacağı zaman sidenka denen imeceler yapılır ve herkes birbirine yardım eder.


Eski Zağra’da Özel Günler

Bulgarca’da eğlence anlamına gelen “sabor” adı verilen şenlikler yapılmaktadır. Denna Rosata(6 Haziran) denen Gül Bayramı düzenlenir ve bir güzellik yarışması yapılıp gül güzeli seçilir. Ayrıca Denna Çereşeta denen kiraz bayramı düzenlenir ve bu bayramda da kiraz güzeli seçilirdi. Aslında kültürel farkların tam olarak gözlendiği bayram Bocuk Bayramı’dır. Bu bayramda toplu olarak domuz kesimi yapılır. Orada bulunan Türkler ise bunu çok hoş bulmayıp evlerinde kabak kaynatırlar ve “Kapıdan gelme, bacadan gel.” dye mani söylerler böylece kötülükleri def ettiklerini düşünürler. Eski Zağra’da Kukeri Eğlenceleri de yapılmaktadır. Bu eğlencelerde on beş-yirmi kişilik bir grup keçi derisinden kostüm ve maske giyer. Kemerlerine çan asar ve ellerine tahta kılıçlar alıp köyde dolaşırlar. Yılbaşları her yerde olduğu gibi yemek ve içmekle geçer. Ayrıca 24 Mayıs’ta Kril Alfabesi’nin bulunuşu kutlanır. Sosyalist zamanda ise Leninska Sabutnik vardı. Leninska Sabutnik’te herkes tam mesai çalışırmış fakat kimse o gün için para almazmış.

Eski Zağra’da Sanat

Söylenen şarkılar özellikle sevgi ve Osmanlı’dan kurtuluş üzerine yazılan şarkılardır. Yakılan ağıtlar savaşlarda ölenler içindir. Anlatılan masallar genelde aşk üzerinedir.
Özellikle kadınlarca yapılan etamin(işleme), goblen(işleme), kaviyor(duvara takılan işleme), dantel,kilim dokuma ve yorgan da yapılan elişleridir. Eskiden ip yapmak için de elenme(yün saracağı), matavla(iplik düzleştirici) gibi aletler kullanılmıştır.

Eski Zağra’da Giyim

Günümüzde gayet modern giyinilmektedir. Şu an ise sadece yaşlıların giydiği ve eskiden sıkça kullanılan giysiler şunlardır:

• Dim: Aba da denilir. Elde dokunmuş yünden kumaşlardır.
• Şayek: Dar paçalı üstten potura benzeyen yan tarafında kaytan denen işlemeler bulunan pantolonlardır. Osmanlı mecidiye kumaşları kullanılmaktadır.
• Kalpak
• Peştamal
• Fıta: Boşnaklar’da da benzeri görülen bu giysi dolanarak oluşturulan bir etektir.
• Sdilka: Tarlada çocuk taşımak için kullanılır.
• Çarık

Eski Zağra’da Yemek

• Kebapçe: Domuz etinden yaklaşık on beş santimetrelik köfte.
• Nadeniçka: İnce barsak için doldurulmuş kıymadır. Mangalda pişirilerek yapılır.
• Kapuska
• Patates Musakka: Kıymalı patates pişmeye yakınken üzerine süt ve yumurta konularak yapılır.
• Katık: Sütün içine peynir konularak su dolu bir kapta kaynatılır ve süt böyle koyulaştırılarak yapılır.
• Drop Sarma: Kuzu gömleğine sakatat, soğan ve benzeri sebzeler doldurulup, yumurtaya bulanarak pişirilir.
• Sirene: Peynir.
• Kaşkoval: Kaşar
• Mastika: Üzüm ve anatol yağıyla yapılan bir çeşit rakı.
• Pelin: Şarap içine otuz sekiz bitki konup bir yıl bekletilip yapılır.
• Slivova Rakia: Ev yapımı erik rakısı.

İlk Defa Anket Açıyorum,Ne Mutlu Bana!

Siteme ilk kez anket açıyorum. İlginç ve bilimsel olmayan bir genellemeye ulaşmaya çalışıyorum.. Yaptığım araştırmaları yazarken neye ulaşmaya çalıştığımı, ulaşıp ulaşamadığımı söyleyeceğim size..Katılımınız için şimdiden teşekkürler.

Ooz Amca Çalışıyor

Buaralar çok meşgulüm. Yazamıyorum hiç. Üç tane araştırma var başımda sadece onlarla uğraşıyorum. Yaptığım fazladan tatiller çıkıyor sanırım. Finallere kadar yetiştirmem lazım bu araştırmaları. Bittiğinde hepsini sizinle de paylaşacağım. Karl Marx ve Etkileri, Sözel olmayan İletişim ve bir Avrupa kentinin kültürü araştırmalarımın konusu olacak. Bekleyin Güzel olacak. Kalın Sağlıcakla