Ciddi anlamda yazının başlığıyla birebir uyuşan bir yazı olacak.Tren garlarını küçüklüğümden beri severim.Yaz tatili gelirdi de köye giderdik trenle gerçi çok uzun sürmezdi.Sabah yedide kırmızı lacivert bir tren gelir böyle dandikten kompartımanları vardır içi sigara falan kokar binersin gidersin.Hoş hiçbirzaman oturmadım kompartımanda hep yerden az yuksekte duran trenin camlarını destekleyen bir çerçevenin üzerine çıkıp dışarsını izledim(bkz: b.k mu var?).Sadece basit,uzun ve biraz eğlenceli biraz sıkıcı yolculuklardı tren yolculukları benim için.Trende tuvalete girdiğinde sidiğin nereye gittiğini düşünür dururdum,bir gün kuburdan rayları görünce bu soruma da cevap bulmuş oldum.Fakat yaşım büyüdükçe tren yolculukları dışarsını izlemekten daha fazla anlam kazanmaya başladı kafamda.Yolculuktan ziyade gara girdiğimde silik silik kendini farkettirmeden kokan demir ve tozun,tren geldiğinde birbirini görüp sevinenin,sevdğini geçirip üzülenin,Sirkeci'de ki çanı salakça bir edayla çalan ve fotoğraf çekilen turistlerin,tellerden atlayıp kaçak olarak banliyü trenlerine binen ufak çocukların,yabancı trenlerden biralarıyla sarkıp yeni bir ülke görmeye giden gençlerin,kaçak binmeye çalışanları kovalayan güvenliklerin,İstanbul'un zengin kültürünü simgelermişçesine birsürü farklı renkte farklı ülkenin treninin arka arkaya sıralanmasının anlamları oturmaya başladı kafamda.Gardaki her insanda farklı duyguyu yakalayabilirsiniz aslında hani bir makina olsa da insanların o andaki görüntülerinin değil düşüncelerinin fotoğrafını çekse ben de size somut olarak gösterebilsem.Kız arkadaşımı beklerken treni dünyanın en güzel aleti olarak görürken,kız arkadaşımı uğurlarken trenden ne kadar nefret ettiğimi bu makinayla somutlaştırıp önünüze koyabilsem.Keşke Romanya'nın sarı lacivert,Bulgaristan'ın kırmızı beyaz,Yunanistan'ın mavi beyaz ve Macaristan'ın düz mavi vagonlarından inen insanların hepsinin aynı duyguları paylaşıp,yeni bir ülkeyi görmenin heyecanını paylaşıp her birinin birbirine farklı farklı dillerde bunu anlatmasının bende yarattığı heyecanı size aktarabilsem.Alman bir turistin sarhoşken bana "Bu tren Münih'e gider mi?" diye sormasıyla(ki gösterdiği tren Budapeşte'ye kadardı)gülmeden onu bilgi işleme göndermek için harcadığım çabayı ve Alman turistin ısrarla hiçbiryere birşey sormadan Budapeşte vagonuna binmeye çalışmasındaki garipliği size yaşadığım gibi aktarabilsem velhasıl kelam tren garları güzeldir,trenler güzeldir.
Güler, bir daha güler mi?
-
Güler Zere ismini duymayanlar hala var mı? Haber bültenlerini takip edenler,
eline bir gazete alıp da göz atanlar ya da evinde internet olanlar, mutlaka
du...
2 gün önce



0 yorum:
Yorum Gönder