
Bu başlık street art yapan elemanların "I was here! , I was there" posterlerine benzedi sanki biraz ama graffitiyle uğraşan biri olarak içimden böyle yazmak geldi.Bugün ben de kız arakdaşımla filme gittim nihayet.Bu zamana kadar filmi birçok kişi izlediğinden ben daha çok filmi izlerken girdiğim ruh halini yazacağım sizlere(özelimi anlatıyorum yani).Filmimizin yönetmeni Çağan Irmak'ı severim.Hem de çok severim Çemberimde Gül Oya adlı dizi de gayet hoşuma gitmişti,özellikle müziklerin vurgusu ve çok hoş yerlerde araya girmesi.Herneyse bugün aradaki hukuk dersini asıp "Hadi gidelim" dedim,kız arakdaşımla atladık gittik Sinepop'a.Filme yetişeceğiz diye çatladık koşturmaktan meğersem filmin başlamasına daha yarım saat varmış.Yarım saat takıldıktan sonra girdik oturduk filme.İlk başlarda çok bir onunlayım bir bununla havası çizdi Alper(Başrol oyunucumuz) .Aşçı olan bu abimizin değişik fantezileri falan da var,yatakta aslan kesiliyor falan neyse konumuz bu değil..İlk olarak çok hoş bir gözle bakmadım bu abiye bir onunla bir bununla.Bu işin görünen yüzü tabi.Diğer bir yandan bakarsak çok acıdım ben bu Alper'e..Aşık olamamak ne b.ktan şeydir kardeşim.Cidden çok üzüldüm o haline de.Ada(bkz: Melis Birkan) var bir de bu ablamız da kendi halinde,kostümler diken bir ablamız.Filmi şöyle değerlendiriyorum ki aslında sevdiğimiz insanların kıymetini bilmek adına çok şey veriyor insana.Tam olarak anlıyorsun hayatından en sevdiğin insanı çıkardığında başına neler geleceğini.Filmin Kule Dibi ve Taksim civarında dönmesi beni bir başka etkiledi hep bir pusluluğu ve gizemliliği vardır oraların benim gözümde zaten.Ada'yı terketmesi vardı ki bir de bu abimizin bu sonun başlangıcıydı işte. Kızın ağlamasıyla araya giren şarkının beynimin içinde yankılanması gözlerimi doldurdu tabi aklıma gelenler de.Çok sıkıyımdır,kız arkadaşım yanında duygulanmış gibi gözükmem pek(bilirsiniz Japonya'da öğretilen gibi, hüzünlü şeyler hissedersen yüzünü bozma) bilirsiniz işte...Ama filmin sonuna yaklaştığımızda gırtlağımdan gözlerime doğru bir şeyler çıkıyor filmle ilgilenmiyor,kimi zaman sevgilimi çok kırdığım zamanlar aklıma geliyordu.Filmle bağlantım kalmamış sadece kendi içimde kurduğum senaryoyu dinliyor ara ara da kız arkadaşıma bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum.Aslında bunu bu filme gitmeden önce de çok iyi biliyordum ama içimde yoğunlaşan aşkı çok daha iyi bir şekilde anladım.Hayatında bir şeylerin hep eksik kalmasının ne demek olduğunu anladım.Benim yeşil gözlü ufak tefek(gerçi böyle denmesine kızıyor ama) sevgilimin hayatımda ne kadar büyük bir yeri olduğunu anladım.Bunu film çıkışında ona da ifade ettim(Allah bozmasın hep hayatımda kalsın aynı zamanda maşallah.).Güzel bir gün oldu biletlerini de sakladım.Neyse çok duygusallaştık farkettim de içimi iyiden iyiye bloga dökmüşüm(Gülüyorum kendi kendime).Bir kaç yeni haber de vereyim yeni klavyeyi bilgisayarıma taktım sonunda ama ben almadım el insaf deyip abime vermiş bir arkadaşı aldım alacağım derken böyle bir klavye iyi geldi valla.Azrail'e bir osuruk borcu kalmıştı zaten diğer klavyenin.Birkaç yeni yazıyla karşınızda olacağım kalın sağlıcakla.
Güler, bir daha güler mi?
-
Güler Zere ismini duymayanlar hala var mı? Haber bültenlerini takip edenler,
eline bir gazete alıp da göz atanlar ya da evinde internet olanlar, mutlaka
du...
2 gün önce



0 yorum:
Yorum Gönder