Büyük Göğüslü Bir Kadın Bulun!

| 2 yorum

Şimdi başlığa bakıp diyeceksiniz Ooz Amca bozmuş kendini,abazana bağlamış.Yok öyle bir şey.Geçenlerde bir sitede dolaşıyorum SEO üzerine bir şeyler araştırıyorum.Oradan oraya derken yabancı bir siteye yolum düştü.100 SEO Tips For Success(Başarı İçin 100 SEO İpucu) gibi bir başlığı vardı tam hatırlamıyorum.Buraya kadar herşey iyi güzel.Aşağı doğru indikçe şöyle bir yazıyla karşılaştım ki adam direkt yazmış "Siteniz için bir t-shirt bastırın ve büyük göğüslü bir kadın bulup t-shirt ü giymesini isteyin." OHA ULAN! Tamam farklı tanıtım yuollarına karşı değilim.Ama bu direkt vücudu metalaştırmaktır lan!Site tanıtmak uğruna aslında bir nevi ayrımcılığa da gidiyorsun o tshirt ü bir başkasına da giydirsen pek ala sokaklarda gezdirebilir senin reklamını fakat neden kadın ve neden büyük göğüslü?Bu kanıya Amerika'dan şöyle bir örnek vereyim örneğin işinize bir yönetici alacaksınız ve gazeteye erkek eleman olmalı diyerek ilan verdiğinizde suç işlemiş oluyorsunuz.Ayrımcılık yapıyorsunuz bir anlamda çünkü kadın da yöneticiliği biliyorsa yapabilir.Aslında bu site tanıtma fikri de bundan farksız.Çünkü dediğim gibi maksat tshirtünü birine giydirip sokaklarda gezdirmekse bu büyük göğüslü olmak zorunda değil.Bir yandan porno filmlere de bu yönünden bakıyorum çünkü çok büyük paraların döndüğü bu sektörde de insanlar metalaştırılıyor ve bir sermaye gibi görülüyor.Bu cidden hoşuma gitmiyor.Tamam mankenlik bir başka konu çünkü elbiseyi gösterebilmek için düzgün bir fiziğe ihtiyaç vardır ama bu düzgün fiziğin SEO konusunda kullanılmasına bir an uyuz oluverdim.YANLIŞ.Kalın sağlıcakla.

Yazıma foto koymuyorum çünkü yazımı tanıtmak adına birilerini kullanmaktan yana değilim.

Hatıralar Arasında Bir Yürüyüş


Yaklaşık beş yıldır başka bir semtte oturmamıza rağmen hala gecekonduda oturduğumuz semti Pazariçi'ni kabul ederim mahalle olarak.Hoş Pazariçi'ne çok uzak biryerde değilim ama özlerim yine de.Hoştur benim mahallem.Karanlık çöker,is kokusu sarar ortalığı.Genizleriniz yanar,tükürürsünüz.Mahallenin göbeğine inen yokuştan inerken ayak sesleriniz yankılanır.Lağımdan bir fare kafasını size gösterir,bakınır.Sonra ölümle alay edermişçesine koşturmaya başlar önünüzde.Küçüklükten kalma bir alışkanlıkla veredersiniz tekmeyi,ufak çocuklar taşlarla kovalar kendi bahçelerine girmesin diye.İnşaatlarda toplanmış kalabalıklar görürsünüz sokağın kimi yerlerinde.Sokağa salınmış köpekler vardır ama tanırlar artık sizi birşey yapmazlar en vahşisinden olsalar bile.Tanıdığına tanımadığına selam verirsin,canayakındır Pazariçi halkının insanları.Muhabbet etmeye başlarsın tanıdıklarını gördüğünde.Bazen bir apartman altında,bazen bir inşaatta,bazen bir kahvehanede,bazen bir biranede veya bir kaldırım üzerinde kafaları çekerken.Ne kadar zor olsa da hayat kimileri için elindeki kesiklerden,makina yağı lekelerinden anlarsınız hayata nasıl sıkı sıkı umutla tutunduğunu.Bir direk altında veya kapı ucunda konuşan sevgilileri görürsünüz,mahalle arasında dile düşmek iyi değil tabi.Sessizce ama içlerinden haykırarak paylaşırlar sevgilerini.Siz dalmışken öyle karanlık içinde bir şeylere.Yukarıdan bir çocuk seslenir "Topu tut abi!".Sigara içmeseniz bile sigara kokarsınız,sobayla ısınmasanız bile is kokar üzeriniz,herşey tıkırında olsa bile arakdaşının moralini bozana sende küfür edersin.Arkadaşınla unutulmuş olanı,samimiyetini paylaşırsın.Kimi zaman arkadaşınla birbirine girersin sonra ne yaptığının farkına varır anında sarılır barışırsın,tabi nasihatte dinlersin sağdan soldan(!)"Oğlum böyle külüstür işler yüzünden birbirinizin ifadesini almayın ilerde başkasını paket etceksiniz siz beraber!" diye.Velhasıl kelam güzel yerdir Pazariçi yine anılarım depreşti.Birkaç gündür bunun üzerine yazıp canınızı sıkıyorum belki ama öyle işte bunun üzerine yazınca iyi hissediyorum kendimi.Bu arada bir not düşeyim Pazariçi'nde tekrar yaşamak istemem ama yakınında olup hergün uğramak da fena olmazdı hani(!).Kendinize iyi bakın.

Teksas'la Paris'i Birbirine Karıştırdığım Yer:Pazariçi


Günay Doğan'ın Bir Gecekondu ve Kömür Sobası adlı yazısı ciddi anlamda hoşuma gitti ve beni bu yazıyı yazmaya zorladı açıkça söylemem gerekirse.On dokuz yıldır yaşadığım hayatta onbeş yılım Gazi Osman Paşa'da bir gecekondu mahallesinde geçti.Yer yeşil şapkalı minibüsleriyle bilinir,Dörtyol'dan Çeltik'e kadar içine geniş bir mekanı kapsar,Köprülü Spor efsanesi vardır,belki dünyanın en çok kahvehane ve biranesini barındıran yerdir bilmemek ne mümkündür burayı;Pazariçi.1950'lerin başında Bulgar göçmenlerinin gelişiyle kurulmuş hemen ardından Yugoslavya(bkz:Fikri Amcalar) ve Selanik göçmenlerinin yerleşmesiyle gelişmiştir.Gazi Osman Paşa'nın en köklü mekanlarından biridir.Daha sonrasında Türkiye'nin heryerinden insan buraya geliyor tabi.Kültür artık Pazariçi'ne özgü olmuş Yugoslavyalı bir kişi "Son duraktan ağrı gelirim." derken , Erzurumlu bir vatandaşımız " Aman be ya çekti kozu ödetti çayları bana." diyebiliyor.Bu hoş mekanda dedemin Tekirdağ'dan geldikten sonra yaptığı üç katlı gecekonduda 15 yıl kadar yaşadık.Gecekondular imece usulü yapılırmış bir gecede bütün mahalleli toplanıp bir odayı yaparmış.Bizim evde -ufaklığımdan bilirim- misketi yere koyunca durduğu yerde durmaz aşağı doğru giderdi buradan neyi anlıyoruz evintabanı yamuktu.Evin içerisindedahi eşiklerimiz mevcut bir odadan diğerine merdivenlerle geçme gibidurumumuz söz konusuydu.Dedem bu yamuklukları kardeşinin doğru düzgün ölçü alamamasına bağlarmış.Evimizin içinde kömür sobası vardı.Gece üzerindeki kapak açıkkalırsa atom bombası işaretine benzeyen bir ışık tavana yansırdı,itiraf etmeliyim ufak çocukken yatağıma yattığımdave gecenin bir vakti o yansımayıtavanda gördüğümde ürperirdim.Zaten abimle ranzada yatıyorduk ve tavanla aramda bir karış bile yoktu ama sıcacık olurdu ev hele kışın insan yataktan kalkmak istemezdi.Kimi zaman eski oyuncaklarımın tümünü ayırır sobaya atardım soba resmen zıplardı bir defasında duvar kağıdını yakmıştım da annem kızmıştı bayağı.Çocuklar için herşey eğlencedir bilirsiniz.Bende de envai çeşidi vardı yaramazlığın sobaya şırıngayla su atmak,kolonya dokmek,çakmaktaşı ufalamak vazgeçilmez eğlencelerimdendi ha bir de buz eritmek.Evimizin tavanı her yağmurda akardı önemli bir anekdot vermek istiyorum tam bu noktada evimiz orta kattaydı o yağmurun orta kata kadar nasıl indiğini çözebilmiş değilim.Tavanda hep küçük küçük delikler vardı boya altına dolan su boyayı kaldırmasın diye açardık herkesin görevi gibiydi.Alt katta Mehmet Amcalar otururdu babaannemin kiracılarıydı on beş yıl bizim alt katta iki odalıbir yerde oturmuşlardı.Şöyle bir ev düşünün iki oda,bir mutfak,tuvalet dışarda kömürlük odaların birinin içerisinde açılmış bir tünele benzeyen bir yer ve bu şartlar altında yedi nüfuslu bir aile.Mehmet Amcalar o evde tam on beş yıl yaşadı artık ev sahibi gibi hissediyordum ben onları orada.Üst kattan birşey istediğimiz zaman şöyle yere sertçe vururduk aşağıdan duydulduğunda hemen evin bahçesine veya cama çıkardı Mehmet amca veya Gülseren Teyze.Beni çok severlerdi bir keresinde bahçe duvarından düşmüştüm de ,annem hep anlatır, bir Gülseren Teyze bir annem kendi kucağına alıp birşeyim var mı diye bakıyorlarmış en sonunda araba gelmişte hastaneye götürmüşler beni.Gülseren Teyzeler köye gidip geldiklerinde "Pis lazlar bana dındık(fındık) verin"diye nağralar atarmışım bahçede.Şimdibenden bir hayli kısa vaziyette olan Gülseren Teyze'yi hayli çok severim.Her gece Gülseren Teyzeler'e,karşı komşumuz Hatice Teyzeler'e ve babaanneme giderdim.Gülseren Teyzeler'de avucumlapilav yer,babaannemlerde bir sürü suyla oynar,Hatice Teyzeler'de de patlak mısır yerdim.Komşuluk ciddi anlamda çok iyiydi.Herkes birbirine yardımcı olurdu,hırlaşmalar da olurdu tabi.Mehmet Amca ve babam sürekli hurdacılara gidip birelektronik altle gelir bütü ntatil gününü onu tamir etmeye uğraşmakla geçirirdi.Bir defasında bahçeye tahtadan oturaklar yapmışlardı da çay içmeye çıktığımızda g.tümüz rahat etmişti.Evimiz Pierre Loti'ye çok yakın olmasına rağmen hiçbirzamangitme gereği duymadık manzaranın aynısını görebiliyorduk.Bunun yanısıra Haliç temizlenmedenönce b.k kokusunu ciğerlerinin en ücra köşesinde bile hissedebiliyordun o ayrı.Yan komşumuz vardı Azel Teyze herkese saldırırdı,top oynatmaz hemen balkonundaki saksılardan taş yağmuruna tutardı milleti.Kimi zaman sopayla kovalamaya çıkardı falan.Hiç unutmam bir bayram günü mahallemizin abilerinden iri ayaklarının altınaçatapat atmıştı kadının da hacı olan bu insanın ağzından aklıma gelmeyecek küfürler duymuştum.Çok komiğime gitmişti.Bir de kar yağdığı zamanlar olurdu mahallede çoluk çocuk herkes sokağa dökülür çok eğimli bir coğrafyaya sahip olan mahallemizde poşetlerle,tahta parçalarıyla kayardı.Bunlar hoş anılar tabi işin Paris kısmı ama sahne arkasına geçtiğimizde acımasız bir hayat vardı.Hergün birileri birilerini keserdi zaten,klasikleşmişti.Mahallenin klasikleşmiş ve zor değişen kuralları vardı,kötü bir davranışı olan toplu bir genç güruhu tarafından cezalandırılırdı daha sonra ya mahalleli ya polis araya girip olayı dağıtırdı.Dedikodu mekanizması olmassa olmaztabi böyle mekanlarda ciddi bir sosyal baskı yaşatıyor insanüzerinde bu durumciddi anlamda rahatsız edici.Eğer Pazariçi gibi bir gecekondu semtinde yaşamak istiyorsan kavgaya her an hazırlıklı olacaksın,mekanın Ağır Roman filmindeki mekandan bir farkı yok zaten.Dışardaki hayat çok acımasız.İnsan üzerinde kurulan sosyal baskı onu herşeyi yapmaya zorlayabiliyor kimi zaman.Böyle bir gecekondu mahallesine büyük apartmanların yapılmaya başlanması da mekanı iyice Teksas haline getiriyor.Çünkü oturmuş kuralları olan bir yerde bunlara muhalefet olan kimseleri halk tepkiyle karşılıyorve bunun sonucunda hırlaşmalar çokdaha fazla oluyor.Bunların olmasının yanında hala kazık atmayan,sözünün eri bir insan topluluğu görmek istiyorsanız bunları Pazariçinde bulabilirsiniz.İşte böyle yazıya ek olarak birkaç fotoğrafımı koyacağım eskilerden.Yazımda imla hataları bulunabilir klavyemde ara tuşu hala doğru düzgün çalışmıyor.Umarım hoşunuza gider.Kendinize iyi bakın.

(üst solresimden başlayarak soldan sağa:1.annemve ben okulun ilk günü,2.ben mahallede bisiklet sürerken,3.abim ve ben evin bahçesinde,4.kuzenim ve dedem,5.ben mahalledetop oynarken)

Sex On The Beach,Boza,Lahmacun


Kuzenimle,kendisi en az benim kadar kırıktır Şarköy'den Mürefte'ye gitmştik gecenin bir körü de zorla dönmüştük geriye, bir kutlama yapalım dedik.Saat yedi gibi Taksim'de buluşup bastık gittik Nevizade'ye.Daha önce de bahsetmiştim Akdeniz diye küçük şirin bir mekan var pek bir severim.Hoş şimdi biraz inovasyon yapmış teras falan açmışlar,tuvaletler modernleşmiş,mutfak falan yapmışlar bir kata,yeni nesil trabzanlar falan janjanlı olmuş.Çıktık terasa dedik üstadım ayarla bizim kokteylimizi hemen.Tık anında geldi 35cc'lik bir karıştırma şişesinde Sex On The Beach'imiz.Öylesine birşey ki içinde tekila,bacardi,archer,tatlandırıcı,tropik meyve suyu vs dünya kadar şey var(bkz:b.k püsür).Velhasıl kelam üniversiteyi kazanmamıza deyip attık bir shot,arkasından bir tane daha ve sonra bir tane daha.Ab-ı hayat gibi gelen ve uzun süredir içmediğim bu çok hoşuma giden pembe içki rengi ve tadı dahil olmak üzere beni çok mutlu ediyor fakat şöyle bir durum söz konusu ki tam ummadığınız bir zamanda hatta konuştuğunuz lafın ortasında kelimeleri birbirine karıştırmaya başlıyorsunuz.Şok vaziyette kafa oluyorsunuz anlayacağınız.Neyse bu bizi kafa ettikten sonra kuzenle bir süre muhabbet ettik akıl bu ya(bkz:g.t olmuşunuz oğlum siz)o sarhoş kafayla tutturduk Vefa'ya boza içmeye gidelim diye Latin Amerika içkilerinden hazırlanmış kokteyl üzerine boza,senteze bak.Taksim'den iki katlı bir otobüse binip city sightseeing modunda kafamızda yıldızlar döne döne geldik Fatih'e amma ve lakin yanlış yerde indiğimizden önce Eminönü'ne oradan metroyla üniversitenin oraya gitmemiz gerekti.Sonrasında Vezneciler'in oradan Vefa'ya doğru gittik tabi saat gecenin bir körü heryer ıssız tam fotoğraflık kareler var ama eski kemerler,ahşapevler,insanlar,köpekler gayetli ürkütücü gözüküyor.O haldeki bir mekanda dahi geyik yapa yapa gittik bozacıya leblebimizle içtik bozayı.Tınk bir ampul daha "Kuzen lahmacun yemeye gidelim."(bkz:ortamın,midenin .mına koydun şimdi ama)Haydi geldiğimiz yollardan geriye dönüp önce Edirnekapı'ya oradan metroyla mekana oturduk lahmacunumuzu da yedik ama midem artık inflak etmek üzere eve zor attım kendimi.Bu yazıya başladım ama yazamadan yarım bıraktım.Sonra kız arkadaşımla konuşup uyudum.Enteresan birkaç rüya gördüm ama hatırlamıyorum.Şimdi de başladığım yazıyı birçok zorluğa rağmen,klavyemin ara tuşu bozuk sadece abarttım kabul ediyorum,tamamladım.Hepinize iyi bayramlar dileyerek yazıma nokta koyuyorum(.)