<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263</atom:id><lastBuildDate>Tue, 15 Dec 2009 18:19:34 +0000</lastBuildDate><title>Ooz Amca'nın Kişisel Şeysi</title><description></description><link>http://oozamca.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>42</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-2721530905991172331</guid><pubDate>Sun, 22 Feb 2009 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-22T12:57:45.130+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Rakı Kafasında Ama Sex On The Beach Tadında</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Hayatta PrintScreen Tuşuna Basarsam</category><title>Nip/Tuck,Etkileri ve Birkaç Şey</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SaEtck3LNhI/AAAAAAAABZk/LsHOJ-tJN8c/s1600-h/nip-tuck-5-temporada.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SaEtck3LNhI/AAAAAAAABZk/LsHOJ-tJN8c/s200/nip-tuck-5-temporada.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305571804973839890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık iki aydır Nip/Tuck adlı bir Amerikan dizisi izliyorum. Televizyonda da yayınlanıyormuş fakat ben dvd şeklinde olanı tercih ettim peşi peşine çok iyi gidiyor. Sean adlı çok ağır başlı fakat sonradan cozutmaya başlayan bir abimizle, Christian adlı çok sikişken-öyle böyle değil bir uçan bir kaçan kurtuluyor vaziyeti- hızlı bir abimiz var bu dizide ana karakterler bunlar.Bu abilerimiz estetik cerrah işte kesiyorlar biçiyorlar, gore sayılabilecek sahnelerle donatılmış kanlı canlı bölümleri var.İyileşme sürecinde Christian Troy'u oynayan Julian McMahon giriyor devreye mutlu ediyor hastaların birçoğunu dizi böyle yuvarlanıp gidiyor işte. Olay şu ki biz birkaç arkadaş bu diziyi izliyoruz ve "Arkadaş gavur yaptı mı yapıyor amına koyim beh!" namelerinden alamıyoruz kendimizi Umut'tan bahsetmiştim size daha önce kardeşim gibidir geçen onla konuşuyoruz da benim de başıma gelen bir şeyi anlattı bana "Abi rüyamda estetik cerrahtım!" valla ne yalan söyleyeyim ben de o tip birkaç rüya gördüm. Dahası biz geyik işini iyice tavan yaptık "Moruk bırakalım okulları şu fark derslerini verip cerrah olalım nasıl olur ha?" falan derken Fatih diye bir arkadaş da katıldı konuya o da Nip/tuck izleyicisidir. Biz geyik çevirirken dizi üzerine Umut'un babası biraz viski vermek istedi bize. 1992 yapımı hoş bir o kadar da can alıcı birşey gibi duruyordu karşıdan. Sek artı iki buz dedim. Hep beraber içtik viskimizi kızardık. Geyikler daha da koyulaşmaya başladı ve kafamızın güzelliğiyle de biz iyice oturup ciddi vaziyette konuşmaya başladık. Farkettik ki bir hayli alışmışız biz bu diziye. Neyse çıkalım evden dedik Umut kız arkadaşında kalacaktı annesi eline bir sünger falan tuıtuşturdu tam idrak edemedim durumu nasıl oldu,konuyu hatırlayamıyorum. Umut'un cebinde sünger bende dünya kafa döndük eve. Her neyse güzeldi ama sünger çok absurd oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-2721530905991172331?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/02/niptucketkileri-ve-birkac-sey.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SaEtck3LNhI/AAAAAAAABZk/LsHOJ-tJN8c/s72-c/nip-tuck-5-temporada.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-7597865033904356117</guid><pubDate>Thu, 19 Feb 2009 19:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-19T21:58:25.719+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Limbik Sistem de Ne Ola ki?</title><description>Hey gidi bloguma bakmayalı ne kadar çok oldu. Çok boşluyorum bu blogu da ne yapayım ayıracak vakit bulamıyorum sürekli internette olsam da. Size neyden bahsedeyim derken okuduğum bir şey geldi aklıma ve güm! Limbik sistemimiz. Çok değişik bir şey bu limbik sistem. Vay amına koyim dediğinde, oh rahatladım dediğinde, sikerler lan bu nasıl iş dediğinde hep limbik sistemin kontrolü altındasınız, çünkü en doğru tepkiyi veriyorsunuz bir anda. Peki nedir bu limbik sistem. Limbik sistem beynin içerisinde bulunmakta. Özellikle insanın beden dilini yöneten birşey. İnsanın hayatta kalmasına yönelik tepkileri anında verir. Tehlike anında ne yapılması gerektiğini hızlıca düşünen de bu sistemdir. Sadece tehlike anında işlemez tabi uyku, açlık, susuzluk, cinsellik gibi bedensel işlevlerin düzenlenmesinde de limbik sistem çıkıverir ortaya. Freud'un id, ego, süper ego muhabbeti geldi bir an aklıma. İde tekabül ediyor bu durumda. Limbik sistem neokorteks gibi değildir çizimini beğenmediğin bir graffitiye of çok güzel olmuş dedirtmez. Limbik sistem gelen bir uyarana "en doğru" tepkiyi verir. Mesela insan hep bir tehlikeyle karşılaştığında sırasıyla donma, kaçma, savaşma tepkilerini verirmiş. Dinazorla karşılaşan adam ne yapacak tabii ki bir duracak önce farketmesin diye, ağaçtan erik çalan velet ne yapar bahçe sahibi gelince bir durur; sonra baktık dinazor farketti herifi bu sefer kaçar, bahçe sahibi veleti görünce de velet kaçar; dinazor elemanı yakaladı, çocuk bahçe sahibi tarafından yakalandı ve yine ortak sonuc savaşmak. Şunu anlatmak istiyorum ki geçmişten bugüne limbik sistem hep evrilerek günümüze kadar yanımızda olmuş. Değişik bir şey otoriter gözükmek için elleri bele koymak, yüksek statüde oluğumuzu göstermek için elleri arkadan bağlamak, birinden hoşlanmayınca aranıza bir bariyer almak hep bu limbik sistemin işi ama en ilginç örnek de şu ki insan bir tehlikeyle karşılaştığınızda yüzünüzün renginin atmasının nedeni de limbik sistem çünkü donma davranışınızdan sonra kaçmak ya da savaşmak için bütün kanı kol ve bacaklarınıza pompalıyormuş. İşte böyle isterseniz kendinizi bir ufak izleyin siz de limbik sisteminize dair üzerinizide birçok parça bulacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-7597865033904356117?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/02/limbik-sistem-de-ne-ola-ki.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-3849421497160101180</guid><pubDate>Sat, 17 Jan 2009 13:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-17T15:06:49.341+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Stara Zagora Kenti Kültür Araştırması</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SXHX25F0sMI/AAAAAAAABXo/jFYQpOF0tuA/s1600-h/503px-Stara-Zagora-coat-of-arms.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SXHX25F0sMI/AAAAAAAABXo/jFYQpOF0tuA/s320/503px-Stara-Zagora-coat-of-arms.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292248375175196866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalarımdan bir tanesi nihayet bitti. Size yaptığım bir röportaj ve bulduğum anekdotlar izinde ortaya çıkardığım bu araştırmayı sunuyorum. Umarım beğenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra Hakkında Kısa Kısa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Stara Zagora, Türkçe’si ile Eski Zağra… Güney Bulgaristan’da bulunan ve Güney Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olan Eski Zağra’nın tarihi Roma İmparatorluğu’na dayanır. Eski bir şehirdir. Beroe, Augusta Trajana, Irinopopsis, Borui, Vereia, Zağra-i Atîka(Osmanlıca adıdır, Eski Zağra demektir.), Jeleznik, Stara Zagora gibi birçok isim alması da bu şehrin eski bir şehir olduğunu kanıtlar niteliktedir. Tarihinde kısa aralıklarla Bulgarlar ve Bizanslar arasında el değiştirmiştir. 1372’de Osmanlıların eline geçmiştir. Osmanlılar döneminde kültür ve ekonomi bazında önemli bir şehir olmuştur. Trakya’nın en eski tiyatrosu olan Geo Milev Drama bu şehirdedir. Ayrıca günümüzde bulundurduğu otuz dört otelle kongre turizmi için önemli bir yer haline gelen Eski Zağra aynı zamanda bir öğrenci kentidir. Sosyalizmin yarattığı şehir planı sayesinde “Ucundan baksan şehrin sonunu görürsün.” yorumunu getiriyor röportaj yaptığım Bulgaristanlı aile nitekim araştırdığımda şehrin düz sokakları, ıhlamur ağaçları ve şairleriyle ünlü olduğunu da gördüm. Şimdi bu şehri daha detaylı olarak anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Toplumsal Yapı ve Coğrafya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Eski Zağra’da fazla olan Bulgarlar’dan başka Türkler, Makedonlar,Yunanlar(Yunanlar’a karakaçan adı verilmiştir. Hayvancılıkla geçinmeleri ve yarı göçebe yaşamları onların bu adı almalarına neden olmuştur. “Kıra kaçan” olan isimleri dilde değişerek karakaçan olmuştur.) ve Çingeneler çok fazladır. Bölgedeki en büyük azınlık Türkler’dir. Gayet düz bir alanda bulunan Eski Zağra bu nedenle toplu yerleşmeye sahiptir. Yerleşimin toplu olmasında bir diğer etken de eskiden bölgenin sosyalist rejim altında olması ve yapılan yapıların lojman şeklinde olmasıdır. Bölgede şehir içi ulaşım troleybüslerle sağlanırken bölge dışına yolculuklarda yaygın olarak tren kullanılmaktadır(Tren bulgaristan’da sosyalizmle beraber yaygınlaşmaya başlamıştır.). 163.000 nüfusu bulunan Stara Zagora’da genellikle çekirdek aile tipi görülmektedir. Tekstil ve ağır sanayi Eski Zağra’nın ekonomisinde önemli rol oynamaktadır. Eski adı Friedrich Engels, yeni adı Arsenal olan silah fabrikası ağır sanayideki önemli kuruluşlardan biridir.. Genel olarak bakıldığında bölgede gelir durumu ortalamanın altındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Dil &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Eski Zağra’da baskın olarak konuşulan dil Bulgarca’dır. Makedonlar Bulgarca’nın bir başka şivesini konuşmaktadır. Stara Zagora’da en çok konuşulan azınlık dili Türkçe’dir. Beraber yaşamanın büyük bir etken olmasıyla Bulgarca’ya Makedonca ve Türkçe’den birçok kelime girmiştir. Fakat Amerika’nın büyük güç haline gelmesi ve küreselleşmenin de etkileriyle İngilizce’den kelimelerde dil içerisinde yer almaktadır. Bulgarca’ya Türkçe’den geçen ve sık kullanılan komşu, dograma(doğrama), demirci,bakkaliye gibi kelimeler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Din ve Dini Törenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bölgede baskın olan din Hıristiyanlık’tır. Özellikle Ortodokslar’ın bulunduğu Stara Zagora’da eğer biri ölürse kilisede çan çalınır. Ölen bir kadınsa üç defa, ölen bir erkekse iki defa çalınır. Sosyalizm döneminde cenazeler bandoyla götürülürdü. Eğer ölen bir askerse mezarı başında silah atılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Eğitim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Sosyalist dönemde sıkı bir eğitim sistemi vardı. Mecburi Rusça dersi vardı. Ayrıca okula özel kıyafetler ve her okula has armalar vardı. Okulun yönlendirmesiyle Brigeda denilen bir zamanda öğrenciler yirmi gün çalışırdı ve yine okulun yönlendirmesiyle öğrenciler yaşlı ve kimsesiz insanlara ev işlerinde yardım ederdi. Ayrıca öğretmenler öğrencilerin evlerini ziyaret eder, ders çalışıp çalışmadıklarını kontrol ederlerdi.&lt;br /&gt;    Şimdi ise okulların eğitiminin daha gevşek olduğu söyleniyor. Okul yedi yaşında başlıyor.Okullarda yoklama alınmıyor,kıyafet zorunluluğu yok. Genel olarak lise mezunu olan halkta özellikle Çingenelerin eğitim seviyesi çok düşük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalizm ve Şimdiki Dönem Arasında Yaşamdaki Farklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Sosyalizm zamanında baskı vardı fakat o halk da çok disiplinli idi. Şehir şu an sosyalizm zamanından daha gevşek ve hatta şehirde birçok insan nikahsız olarak yaşamakta. Sosyalizm zamanında fazla olan iş imkanı ve sağlık güvencesi şimdi daha az. Sosyalizm zamanında yirmi dört ay olan askerlik –bu askerlik süresince Bulgarlar silahlı, Türkler ise silahsız idi- şimdi yok. İlginç bir örnektir sosyalizm zamanında uzun saç, uzun sakal, ütüsüz pantolon ile gezilince polis tarafından ceza yazılırmış. Sosyalizm döneminde televizyon reklamları daha sönükken şimdi çok daha gelişmiş bir vaziyetteymiş. Şimdi olmayıp sosyalizm zamanında olan TKZS(Truduvo Kooperativnu Zemedesko Stopasfo) adlı kurum malların kamulaştırılması konusunda görev yapıyormuş. Röportaj yaptığım kişinin anlattığı ilginç bir örnektir TKZS bir kişinin koyun sürüsünü kamulaştırırken sürünün başındaki köpekleri dahi almış. Sosyalizme karşı olanlar için ağır cezalar vardı. Özellikle bu kişiler Belene cezaevine konulur ve cezaevi yakınındaki kurşun madeninde çalıştırılırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Ticaret ve İnsan İlişkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Dışa yönelik ticaret sosyalist zamanda Doğu Blok’u ve Rusya ile yapılıyordu. AB üyesi olunduktan sonra tüm dünya pazarına açılım sağlandı. Eski Zağra içerisinde ticaret için üstü kapalı pazarlar kurulmaktadır. Türk pazarlarından pek farkı olmayan bu pazarlarda ceviz,ıhlamur, sılanina denilen tuzlanmış domuz yağı gibi ürünler öncelikli satılmakla beraber her çeşit meyve ve sebze bulunulabilmektedir. Fakat narenciye biraz daha nadir olarak bulunmaktadır. Ayrıca pazarlarda satılan ürünlere dokunmak satıcılar tarafından çok sert tepkilere neden olur.&lt;br /&gt;    Herkesin birey olarak görüldüğü Stara Zagora’da aile içi ilişkiler Türkiye’ye göre pek sıkı değil. Toplumda kadın ve erkek eşit olarak görülmektedir. Sosyalizm zamanında da günümüzde de diskolar başat eğlence yerleridir. Misafirliğe gidenlere genellikle içki ikram edilir ve oturulan sofrada mutlaka içki bulunur. Yeterince sarhoş olunmadan yemek yenmeye başlanmaz. Kişilerarası iletişimde önemli olan beden dili için de not düşmek gerekirse Türkiye’dekinin aksine sağ-sol yönlü sallanan kafa evet anlamında iken yukarı-aşağı yönlü sallanan kafa hayır demektir.&lt;br /&gt;    Stara Zagora’da düğünler de insan ilişkileri açısından önemli bir yere sahiptir. Özellikle köylerde cuma gününden pazar gününe kadar yapılan kır düğünlerinde misafirlere düğün bulamacı, düğün çorbası ve çeşitli içkiler ikram edilir. Akordeon, klarnet ve davulun kullanıldığı düğünlerde köyün cazgırı denen kişi takı merasiminde kimin ne taktığını söyler.&lt;br /&gt;    Mahsul toplanacağı zaman ve bir yapı yapılacağı zaman sidenka denen imeceler yapılır ve herkes birbirine yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Özel Günler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bulgarca’da eğlence anlamına gelen “sabor” adı verilen şenlikler yapılmaktadır. Denna Rosata(6 Haziran) denen Gül Bayramı düzenlenir ve bir güzellik yarışması yapılıp gül güzeli seçilir. Ayrıca Denna Çereşeta denen kiraz bayramı düzenlenir ve bu bayramda da kiraz güzeli seçilirdi. Aslında kültürel farkların tam olarak gözlendiği bayram Bocuk Bayramı’dır. Bu bayramda toplu olarak domuz kesimi yapılır. Orada bulunan Türkler ise bunu çok hoş bulmayıp evlerinde kabak kaynatırlar ve “Kapıdan gelme, bacadan gel.” dye mani söylerler böylece kötülükleri def ettiklerini düşünürler. Eski Zağra’da Kukeri Eğlenceleri de yapılmaktadır. Bu eğlencelerde on beş-yirmi kişilik bir grup keçi derisinden kostüm ve maske giyer. Kemerlerine çan asar ve ellerine tahta kılıçlar alıp köyde dolaşırlar. Yılbaşları her yerde olduğu gibi yemek ve içmekle geçer. Ayrıca 24 Mayıs’ta Kril Alfabesi’nin bulunuşu kutlanır. Sosyalist zamanda ise Leninska Sabutnik vardı. Leninska Sabutnik’te herkes tam mesai çalışırmış fakat kimse o gün için para almazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Sanat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Söylenen şarkılar özellikle sevgi ve Osmanlı’dan kurtuluş üzerine yazılan şarkılardır. Yakılan ağıtlar savaşlarda ölenler içindir. Anlatılan masallar genelde aşk üzerinedir.&lt;br /&gt;    Özellikle kadınlarca yapılan etamin(işleme), goblen(işleme), kaviyor(duvara takılan işleme), dantel,kilim dokuma ve yorgan da yapılan elişleridir. Eskiden ip yapmak için de elenme(yün saracağı), matavla(iplik düzleştirici) gibi aletler kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Giyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Günümüzde gayet modern giyinilmektedir. Şu an ise sadece yaşlıların giydiği ve eskiden sıkça kullanılan giysiler şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dim: Aba da denilir. Elde dokunmuş yünden kumaşlardır.&lt;br /&gt;• Şayek: Dar paçalı üstten potura benzeyen yan tarafında kaytan denen işlemeler bulunan pantolonlardır. Osmanlı mecidiye kumaşları kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;• Kalpak&lt;br /&gt;• Peştamal&lt;br /&gt;• Fıta: Boşnaklar’da da benzeri görülen bu giysi dolanarak oluşturulan bir etektir.&lt;br /&gt;• Sdilka: Tarlada çocuk taşımak için kullanılır.&lt;br /&gt;• Çarık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Zağra’da Yemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kebapçe: Domuz etinden yaklaşık on beş santimetrelik köfte.&lt;br /&gt;• Nadeniçka: İnce barsak için doldurulmuş kıymadır. Mangalda pişirilerek yapılır.&lt;br /&gt;• Kapuska&lt;br /&gt;• Patates Musakka: Kıymalı patates pişmeye yakınken üzerine süt ve yumurta konularak yapılır.&lt;br /&gt;• Katık: Sütün içine peynir konularak su dolu bir kapta kaynatılır ve süt böyle koyulaştırılarak yapılır.&lt;br /&gt;• Drop Sarma: Kuzu gömleğine sakatat, soğan ve benzeri sebzeler doldurulup, yumurtaya bulanarak pişirilir.&lt;br /&gt;• Sirene: Peynir.&lt;br /&gt;• Kaşkoval: Kaşar&lt;br /&gt;• Mastika: Üzüm ve anatol yağıyla yapılan bir çeşit rakı.&lt;br /&gt;• Pelin: Şarap içine otuz sekiz bitki konup bir yıl bekletilip yapılır.&lt;br /&gt;• Slivova Rakia: Ev yapımı erik rakısı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-3849421497160101180?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/stara-zagora-kenti-kltr-aratrmas.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SXHX25F0sMI/AAAAAAAABXo/jFYQpOF0tuA/s72-c/503px-Stara-Zagora-coat-of-arms.png' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-533144603658099974</guid><pubDate>Wed, 14 Jan 2009 11:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-14T13:24:44.291+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kendim İçin SSS ve Mimler</category><title>İlk Defa Anket Açıyorum,Ne Mutlu Bana!</title><description>Siteme ilk kez anket açıyorum. İlginç ve bilimsel olmayan bir genellemeye ulaşmaya çalışıyorum.. Yaptığım araştırmaları yazarken neye ulaşmaya çalıştığımı, ulaşıp ulaşamadığımı söyleyeceğim size..Katılımınız için şimdiden teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-533144603658099974?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/ilk-defa-anket-ayorumne-mutlu-bana.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-2785940004537574252</guid><pubDate>Sat, 10 Jan 2009 10:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-10T12:18:30.106+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Hayatta PrintScreen Tuşuna Basarsam</category><title>Ooz Amca Çalışıyor</title><description>Buaralar çok meşgulüm. Yazamıyorum hiç. Üç tane araştırma var başımda sadece onlarla uğraşıyorum. Yaptığım fazladan tatiller çıkıyor sanırım. Finallere kadar yetiştirmem lazım bu araştırmaları. Bittiğinde hepsini sizinle de paylaşacağım. Karl Marx ve Etkileri, Sözel olmayan İletişim ve bir Avrupa kentinin kültürü araştırmalarımın konusu olacak. Bekleyin Güzel olacak. Kalın Sağlıcakla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-2785940004537574252?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/ooz-amca-alyor.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-3758373504251187841</guid><pubDate>Sat, 03 Jan 2009 15:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-03T17:48:25.147+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Rakı Kafasında Ama Sex On The Beach Tadında</category><title>Ooz Amca'nın Yılbaşı Gecesi</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SV-IurVvpII/AAAAAAAABWQ/MmjN9-5r7no/s1600-h/alcohol_drinks.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 132px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SV-IurVvpII/AAAAAAAABWQ/MmjN9-5r7no/s200/alcohol_drinks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287094823045538946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşı akşamı şeylerine devam etmek istiyorum. Geçen kişisel şeyde de dediğim gibi sex on the beach yaptırdık. Taksim'de bir pub a girip adama "Üstad dışarıya sex on the beach yapıyor musunuz?" diye sorduğumda sanıyorum adamın da kafası biraz iyidi ki bana "Nerede oturuyorsunuz?" diye sordu olaylar bundan sonra daha komik bir hal aldı ben de " Gazi Osman Paşa" dedim yanımda bulunan arkadaş gülme krizine girdi adam da daha sonradan toparlayıp "Masa kaç yani?" dedi muhabbeti öyle kapattık ama bir hayli güldük. Neyse yaptırdık içkimizi kız arkadaşıma hediye de aldım. Hoş hediyeyi içkiyi almadan önce aldım. Sonra döndük arkadaşlarla eve geldik. Kısa bir yemek faslından sonra hem BKM Mutfaktan Çok Güzel Hareketler Bunlar Yılbaşı Özeli izlerken hem masamızı kurmaya başladık. Masayı kurduk ama bir an sex on the beach in yetmeyeceğinin farkına vardık cümbür cemaat beş kişi çıkıp fellik fellik bira aramaya başladık. Arkadaşlarla Karasu gezisi yaptığımızdan beri Becks'i çok sevmeye başladığımızdan onu arıyorduk ( içkiyi heryerde bulursunuz diyenler için bu açıklama). Her ne hikmetse gittiğimiz bir market içeride insanlar olmasına rağmen kapattık çalışmıyoruz deyip bizi içeri almadı ardından başka bir yere gittik orada da içki yoktu, içki dışı eksikleri tamamladık. En sonunda bir tekel bayiinden ne bulduysak aldık sanıyorum on tane falan da bira aldık. Ardından açtık sex on the beachimizi kristal şişelerimize doldurum şatlarımızı da getirdik ,lüks yaşayalım değil mi bir gün de, şişe dibinde kalanı da içtik. Babam en delikanlı içki rakıdır ne bu böyle meyve suyu gibi falan dese de biz çok sevdik. Kız arkadaşıyla gelmeyen tek kişi vardı aramızda ismini zikretmeyeyim gücenmesin sevgili yapması temennisiyle ağız-mide boru hattından yolladık içkilerimizi. Aramızdaki arkadaşlardan biri Kosovalı'ydı bir kaç telefon üst üste geldi Arnavutça konuşurken hiç nefes almıyordu sanki kafamızın da iyi olması sebebiyle onu dikkatlice dinleyip arasından tanıdık kelimeler seçmeye çalışıyorduk hep birlikte.Biralarımızı da büyük bir hızla içtik.Fakat az gelmesi sebebiyle bir beş tane daha aldık. Onlar da bitti yeni yıla girdik. Dediğim gibi Hadise'yi falan da izledik. Not verdik. Gece bir veya ikiye doğru tam DVD izlemeye başlamıştık ki hepimiz sızıp kalmışız. Sanıyorum sabah da öğlen on birde uyandık velhasıl kelam tıpkı geçen yıl ki gibi yeni yıla girdik mi girmedik mi noluyor kafam da ne iyi be hoşmuş diyerek bu yıla girdim. Bu mesajı vermek biraz geç olsa da herkesin yeni yılını kutlarım yakınlarınız hep yanınızda olsun, yeni ve sağlam arkadaşlar edinin, başarılı olun, barış isteyin, kısacası herşey gönlünüze göre olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yaşamımda Ne Kadar Vardım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölümü yazmayı asıyorum galiba:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 Ocak 2008&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün için kendime %75 verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3 Ocak 2008&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise kendime %80 verdim. Malum haftasonları hep insanların istedikleri gibi geçer.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-3758373504251187841?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/ooz-amcann-ylba-gecesi.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SV-IurVvpII/AAAAAAAABWQ/MmjN9-5r7no/s72-c/alcohol_drinks.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-5511224795749775971</guid><pubDate>Thu, 01 Jan 2009 19:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-01T21:47:27.547+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Geçmişe ve Şimdiye Bakış Rasathanesi</category><title>Hadise'nin Eurovision 2009 Şarkısı "Düm Tek Tek"</title><description>&lt;center&gt; &lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4644164395764346378&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;  &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün arkadaşlarla bir şişe sex on the beach (aramızdaki adı sahilde seks) devirdikten sonra biralarımıza başlamıştık ki televizyonda şarkıya rastladık. Yarı sarhoş gözlerle televizyona bakarken Hadise'nin Eurovision 2009'da söyleyeceği şarkıya rastladık. Hoş Eurovision Sertap Erener ile birinciliği aldıktan sonra bayağı popüler oldu ülkemizde öncesinde çok ilgim yoktu. Bu arada siyasi yakınlıklarla paralel doğrultuda ilerleyen puanlar da çok dikkatimi çekmiştir. Konuyu dağıtmadan Hadise 2009'a girer girmez bir çatırtıyla sahnede belirdi ışıldaklı falan sonra biz muhabbete daldık arada tımbır tımbır çalıyor müzik  "Baby you’re perfect for me, you are my gift from heaven &lt;span id="more-392"&gt;&lt;/span&gt;, this is the greatest story of all times..." falan diye söze girince tekrar şaşırdım ve tekrar şarkının İngilizce olduğunu duydum. En başından beri karşıyım ben bu tip bir duruma. Kendi ülkeni temsil etmek için giriyorsan bir yarışmaya şarkını da Türkçe yapmalısın. Hoş jüriye anlam ifade etmesi bakımından puan kazandırabilecek bir durum ama ne bileyim ısınamadım işte. Sanıyorum biraz dans gösterisi ağırlıklı olacak. Hadise dinlemesem de şarkı hoşuma gitti, cidden lan, alkolünde etkisiyle biz bile oynadık. Unutmadan ben melodi ve dans kısmını biraz da Shakira'ya benzettim ama yine de çok hoşuma gitti. Umarım başarılı olurlar içten istiyorum.Size bir de klibin videosunu veriyorum fotoğraf yerine izlersiniz izlemediyseniz:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-5511224795749775971?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/hadisenin-eurovision-2009-arks-dm-tek.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-6558422949408100940</guid><pubDate>Thu, 01 Jan 2009 19:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-01T21:23:10.354+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kendim İçin SSS ve Mimler</category><title>Yeni Yıl Konulu Şeyler</title><description>Dün yılbaşı kutlamasıyla meşgul olduğumdan yeni bir şey yazamadım fakat incelemelerde bulundum. Üzerine yazacak bir çok konu çıktığı için ve onları bir yazıda toplayıp tek kategori altına koyamayacağım için önce duyurusunu yapıp sonra hepsi için ayrı ayrı bir şey yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dün ve Bugün Hayatımda Ne Kadar Vardım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün hayatımda %85 vardım çünkü herşey yoluna girdi, eğlendim kalan %15i hatırlamıoyrum. Puanım %85'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise hayatımda %80 vardım. Çünkü dünün yorgunluğuyla bir hayli gezdik benim hoşuma gitti aslında ama gitgide yorulmam ve otobüste midemin bulanması iyi olmadı. Ayrıca kız arkadaşım memleketine gittiğinden yalnız hissettim sanki kendimi biraz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-6558422949408100940?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2009/01/yeni-yl-konulu-eyler.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-4979299514327760311</guid><pubDate>Tue, 30 Dec 2008 22:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-31T01:03:36.724+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Hayatta PrintScreen Tuşuna Basarsam</category><title>Art Crime Güncellemesi ve Graffiti Sanatındaki Değişim Üzerine</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVqnf6M7cQI/AAAAAAAABWI/gOGhBrXUMJk/s1600-h/daim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 131px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVqnf6M7cQI/AAAAAAAABWI/gOGhBrXUMJk/s200/daim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285721279313965314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba çok sevgili okurlarım. Bugün sabah uyandım 09.30'da dersim vardı. Canım da tembellik yapmak istedi biraz. Dışarıda kar yağdığını da görünce ulan dedim bee çok iyi gayet vicdanımı rahat hissederek yattım. Uyuyamadım ama. Kalktım dolandım biraz bilgisayarı kurcaladım. Art Crime'a bkayım dedim aklıma esti. Uzun süredir bakmadığım bu graffiti sitesi 1994 yılından beri yayında, sanıyorum İsveçli yöneticileri veya yöneticisi var, ciddi anlamda çok büyük bir graffiti arşivine sahip ve graffiti ortamında da kabul gören bir site. Ben bile graffiti yapmaya başladığımda ilk hedef olarak kendi graffitilerimin Art Crime' da yayınlanmasını koymuştum önüme ki 4 yıl sonra yayınlandılar. Her neyse bugün siteye baktığımda Ekvador'dan , graffitinin doğduğu yer olan New York'tan birçok graffiti gördüm. Graffitiyle ilgili fotoğraflara ve haberlere uzun süredir bakmamıştım. Kendi sitem de dahil olmak üzere ( &lt;a href="http://www.worldwidewriters.org/"&gt;http://www.worldwidewriters.org&lt;/a&gt; ) ama bugün Art Crime'a baktığımda cidden graffitinin büyük adımlar attığına şahit oldum ciddi anlamda resim sanatına doğru kayan bir graffiti sanatı görüyorum. Bu graffitinin daha çok sanatsallaştığını göstermekle beraber kendi özünü yitirmeye başladğını gösteriyor. Çünkü artık Skeme'nin yaptığı gibi comic karakterler görmek yerine (bir örneği: &lt;a href="http://michaeljamesarmstrong.com/arrowdeco/wp-content/uploads/2008/05/skeme.jpg"&gt;Skeme&lt;/a&gt; )bugün Art Crime'da gördüğüm gibi tablo gibi karakterler görüyorum örneklerine Art Crime'ın K20 güncellemesinde görebilirsiniz (ilgili link: &lt;a href="http://graffiti.org/k20/k20_4.html"&gt;K20 Güncellemesi Bölüm 4&lt;/a&gt; ). Bunun yanısıra artık graffitilerin çok daha fazla renk taşıdığını ve oluşan stillerin gerçeğe çok yakın olduğuna dikkat ettim. Son baktığımda da üç boyutlu graffitiler vardı fakat artık iyice gelişmiş bu konuda da graffiti. Bu konudaki gelişime şahitlik edebilmek için &lt;a href="http://www.daimgallery.com/"&gt;Daim&lt;/a&gt; adlı graffiti sanatçısının işlerine bakabilirsiniz. Türkiye'den graffitilere falan da baktım Art Crime'da bizim biraz daha gelişmeye ihtiyacımız var, yaklaşık bir 10 sene lazım. Bu arada meraklısına Art Crime dediğim sitenin adresi &lt;a href="http://www.graffiti.org/"&gt;http://www.graffiti.org&lt;/a&gt; dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Bugün Yaşamımda Ne Kadar Vardım?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruyu kendime sormaktan zevk alıyorum yahu. Farkındalık kazanma konusunda cidden insana bir şeyler katıyor. Bugün pek hoş hissetmedim aslında kendimi ve hatalar yaptım. Kız arkadaşımı kırdım. Kırıldım. Yaşadığım olayları düşünmekle geçti hep. Doğru mudur yanlış mıdır kısır döngüleri içerisinde kaldım. İyi olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendime verdiğim puan %60'tır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-4979299514327760311?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/art-crime-gncellemesi-ve-graffiti.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVqnf6M7cQI/AAAAAAAABWI/gOGhBrXUMJk/s72-c/daim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-3628437037784148148</guid><pubDate>Mon, 29 Dec 2008 19:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-09T17:42:50.190+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kendim İçin SSS ve Mimler</category><title>Ooz Amca İzledi</title><description>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;27 Aralık 2008 tarihinden bu yana...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Step Up 2: The Streets (2008)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer boş vaktiniz varsa eğlenebileceğiniz, hoş, dans ögeleri içeren aynı zamanda graffiti ve sokak yaşamıyla ilgili de kısmen bilgiler veren 2008 yapımı bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1023481/" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5284939645450850994" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 218px; height: 218px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVfgm1J6ErI/AAAAAAAABVc/PZQ_yMiro1E/s200/Step-Up-2-The-Streets.jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; Step Up 2: The Streets Trailer &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bL2wDI-O5YQ&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bL2wDI-O5YQ&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Quality Of Life (2004)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Graffiti yaşamından hoş sahneler sunan. Heir ve Vain tagiyle isim yapan iki elemanın hikayesini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.imdb.com/title/tt0382255/"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 218px; height: 218px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVknvYndwxI/AAAAAAAABVs/efubK9Db-C8/s400/quality_of_life.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285299332711301906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; Quality Of Life Trailer &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/QZX4tBQp4Mk&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/QZX4tBQp4Mk&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gomorra (2008)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Film Ekimi'nde rastlamıştım bu filme fakat bilet bulamamıştım. Bugün izleme imkanı buldum. Comorra adlı bir mafyayı anlatıyor. İtalyanca konuşulması kulağıma garip geldi nedense hep İngilizce duyup altyazı okumak alışkanlık yaratmış. Çok çok hareketli olmasa da güzel, izlenebilecek bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SV-MkDoT0vI/AAAAAAAABXI/3RD11VISTG8/s1600-h/gomorra.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SV-MkDoT0vI/AAAAAAAABXI/3RD11VISTG8/s200/gomorra.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287099038633808626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; Gomorra Trailer &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/wk8KeeZcQYc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/wk8KeeZcQYc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gadjo Dilo (1997)&lt;/span&gt; &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0122082/" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285299332711301906" border="0" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 180px; height: 180px;" alt="Gadjo Dilo" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SWS2c2GDJXI/AAAAAAAABXQ/RQb2vm4wAbI/s320/Gadjo+Dilo.jpg"/&gt;&lt;/a&gt; &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız ve Romenlerce yapılan bu film çingenelerin yaşam şeklini anlatıyor. Nora Luca adlı bir şarkı uğruna Fransa'dan Romanya'ya gelen bir adam iyiden iyiye Roman gibi yaşamaya başlıyor. Malum eğlenceli şahsiyetlerdir çingeneler. Film boyunca mezara vodka döküp mezar başında oynayan mı ararsın, eğlenip sadece günü yaşayan mı ararsın, yoksa filmde "ŞUKAAAAAR!" gibi sözcükleri duyup "Vay amına koyayım! bu lafları çingeneler bizim burada da kullanıyorlar!" mı demek istersin o senin seçimin fakat film izlenebilecek çok çok güzel bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; Gadjo Dilo Trailer &lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt; &lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/74RdfFfN24Q&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/74RdfFfN24Q&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-3628437037784148148?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/ooz-amca-izledi.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVfgm1J6ErI/AAAAAAAABVc/PZQ_yMiro1E/s72-c/Step-Up-2-The-Streets.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-103640302644354485</guid><pubDate>Fri, 26 Dec 2008 21:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-26T23:56:49.490+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Geçmişe ve Şimdiye Bakış Rasathanesi</category><title>Genelevde Ne İşin Var?</title><description>Bugün Marmara Üniversitesi İşletme Kulübü'nün düzenlediği konferansın ikinci ayağına katıldıktan sonra ciddi anlamda çileli bir yolculuktan sonra(Beykoz--&gt;Gazi Osman Paşa=Dört Saat) eve gelip bilgisayarımın başına oturabildim.Gelirken de kar yağıyordu,hoşuma gitti ama dindi kısa bir süre yağdıktan sonra.Her neyse bilgisayarımın başına oturduğumda bir göz atayım dedim haberlere,Mynet'in haber sayfasına girdim.Dolanırken gözüme bir haber ilişti ki gümledim resmen,şaştım da kaldım,hass.ktir be! dedim.Polonya'da bir kadını kocası genelevde basmış, kocası "Burada ne işin var?" sorusunu kadına yöenlttiğinde kadın "Ek gelir kazanmak adına bu işi yapıyorum." demiş.Üstelik on dört yıldır evliymiş bu çift.Benim de aklıma tıpkı haberi yorumlayan bir kaç arkadaş gibi "Adamın orada ne işi varmış?" sorusu geldi.Üzerinde düşünmedim gerçi ama geldi.Velhasıl kelam olayın iç yüzünü bilmiyorum tabi ki kimseyi yargılamak benim haddime değil fakat &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Reuters haber ajansının 2008'in en popüler haberi olarak verdiği bir haberi de yazmadan edemeyecektim.Cidden şaştım da kaldım yahu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0); font-family: arial;"&gt;Bugün Yaşamımda Ne Kadar Vardım?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim başladığımzı oyunun devamına.Bugün tekrar konferanstaydım.Tekrar kendime bir şeyler kattım.Hayatımda yeni bir belgem oldu.Değerli bir sertifika.Sabah oturuma geç kalacağım diye uzunca bir yolu koşmak zorunda kaldım,vapura yetişmem lazımdı.Kendi farkındalığımın, kendime lazım olan bir şeyin peşini bırakmama konusunda bir örnek bu benim için.Fakat konferansın sonlarına doğru uyuklamaya başladım.Pek bir şey dinleyemedim.Trafiğe takıldık bir süre kitap okudum sonra boş boş bakındım.Ayrıca sabah otobüsteyken de müzik dinledim.Müzik konusunda kendime bir sınır koymam gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda kendime %75 puan verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın sağlıcakla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-103640302644354485?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/genelevde-ne-iin-var.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-4383215030043728605</guid><pubDate>Thu, 25 Dec 2008 20:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-25T23:31:42.242+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Geçmişe ve Şimdiye Bakış Rasathanesi</category><title>Hadi Kendimizle Bir Oyun Oynayalım</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVP1WM-BgJI/AAAAAAAABU0/n3n7im2jdqs/s1600-h/chess.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVP1WM-BgJI/AAAAAAAABU0/n3n7im2jdqs/s200/chess.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283836549623021714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün gayet yorucu bir gündü.Sabah davranış bilimleri dersinde uzun uzadıya kültür konusunu tartıştıktan sonra Beykoz'da Marmara Üniversitesi İşletme Kulübü'nün düzenlediği bir konferansa katıldım.Doğan Cüceloğlu için gitmiştim.Daha bir kaç kişiyi dinleme imkanı da buldum arada.Her nedense Noam Chomsky'ye benzettim ben Doğan Cüceloğlu'nu gördüğümde.Sanki sürekli rüzgarda yürüyormuş gibi.Hayatın içinde kendi farkındalığını vurgulayan bir konuşma yaptı.Ciddi anlamda hoşuma giden bu konuşmadan sonra kendi kendime söz verdim.Her gün en az üç dakika "Bugün kendi hayatımda ne kadar vardım?" sorusunu soracağım kendime, Doğan Cüceloğlu'nun dediği gibi, ve bu soruyu blogumda yayınlayacağım zatentarihinin,gününün belli olması lazım bu soruyu kendime sorarken, blogspot bunları düşünmüş yazı yazınca altına gününü ayını ekliyor bari tarih gün yazmakla uğraşmam.Yasemin Sungur da liderliğin ne anlama geldiğini vurgulayan hoş bir konuşma yaptı.Risk,sorumluluk,proaktivizm,cesaret,kitleleri harekete geçirmek,ikna yetisi ve çoğaltılabilecek bin küsür özelliği varmış bu liderlerin.Ama içerisinden iki tanesi gayet önemliydi "İletişimde başarıda 'iç sorgulama' esastır." ve "İnsanlara soru sorduğunuzda cevabını bekleyiniz.(bu ne haber,hoşgeldiniz deyip cevap almadan gidenler için.)" .Özellikle bu iki başlığı arkadaşlarım açısından ve kendi açımdan düşündüğümdebir çok eksik buldum fakat birinci maddeyi Doğan Cüceloğlu'nun bahsettiği konuyla ilişkilendirince ciddi anlamda ortaya anlamlı bir bütün çıkıyor.Çünkü insan hayatta ne kadar varolduğunu ancak iç bir sorgulamayla gerçekleştirebilir ve bu iç sorgulama kendini keşfetmeye,farketmeye atılmış olan adımların en önemlisidir.Demem şudur ki siz de bu konu üzerine düşünün.Mailleriniz ve yorumlarınızla paylaşıma açalım.Her gün bloguma yaşamımda kendimi ne kadar hissettiğimi yazacağım.Dürüsüt olarak.Yazamasam dahi not olarak cebimde olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;" &gt;Bugün Yaşamımda Ne Kadar Vardım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı okuduktan sonra sanırım bu bölümü bekliyordunuz.Unutmadım hemen ekliyorum yazı yazdığım zamanlar hep yazımın altına ekleyeceğim bu konuyu yazmassam da farklı farklı başlıklar halinde kısaca size sunacağım.Malum hep aynı başlıkla yazınca Google spam olarak algılayabilir.Gelelim konumuzun özüne.Kendimi hayatta ne kadar hissettiğimle ilgili yüz üzerinden bir puan vereceğim kendime sanırım böyle değerlendirmek en sağlıklısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yaşamımda %80 vardım.Bardağın dolu olan yanı ne boş olan yanı ne görelim.Dolu olan %80lik kısmından bakacak olursak bugün kültür hakkında uzun uzadıya konuştuk kendime çok şey kattım, yanlışlar yaptım doğrusunu öğrendim, gaf yaptım kendime güldüm, en önemlisi güzel bir konferansta kendimi hayat içerisinde görmeyi ve ileride yapacağım mesleğin kimi püf noktalarını öğrendim.Boş olan %20lik kısma bakacak olursak okula giderken ve konferanstan dönerken sadece yolun bitmesini bekledim ve ilk konferansın sonuna doğru karnımın açlığını gidermek için ne yesem diye düşündüm.Sanıyorum bu benim için en kötüsü kimi zaman bedenim salondayken beynim başka yerlerdeydi.Bunun için de puanımı kırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda kendime %80 puan verdim.Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:78%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Selam Ver&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:78%;"  &gt;Yola çıkınca her sabah,&lt;br /&gt;Bulutlara selam ver.&lt;br /&gt;Taşlara, kuşlara,&lt;br /&gt;Atlara, otlara,&lt;br /&gt;İnsanlara selam ver.&lt;br /&gt;Ne görürsen selam ver.&lt;br /&gt;Sonra  çıkarıp cebinden aynanı,&lt;br /&gt;Bir selamda kendine ver.&lt;br /&gt;Hatırın kalmasın el gün yanında.&lt;br /&gt;Bu dünyada sen de varsın!&lt;br /&gt;Üleştir dostluğunu varlığa,&lt;br /&gt;Bir kısmı seni de sarsın...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Konferansta okunmuştu eklemek istedim.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üstün Dökmen&lt;/span&gt;'den...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-4383215030043728605?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/hadi-kendimizle-bir-oyun-oynayalm.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SVP1WM-BgJI/AAAAAAAABU0/n3n7im2jdqs/s72-c/chess.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-1086790528629654533</guid><pubDate>Mon, 22 Dec 2008 16:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-24T00:08:28.418+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Hayatta PrintScreen Tuşuna Basarsam</category><title>Oradaydım: Issız Adam Filmi</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SU_SVwScfAI/AAAAAAAABUs/UzcBCyI9la4/s1600-h/%C4%B1ss%C4%B1z-adam-%C3%A7a%C4%9Fan-%C4%B1rmak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 133px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SU_SVwScfAI/AAAAAAAABUs/UzcBCyI9la4/s200/%C4%B1ss%C4%B1z-adam-%C3%A7a%C4%9Fan-%C4%B1rmak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282672159110233090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu başlık street art yapan elemanların "I was here! , I was there" posterlerine benzedi sanki biraz ama graffitiyle uğraşan biri olarak içimden böyle yazmak geldi.Bugün ben de kız arakdaşımla filme gittim nihayet.Bu zamana kadar filmi birçok kişi izlediğinden ben daha çok filmi izlerken girdiğim ruh halini yazacağım sizlere(özelimi anlatıyorum yani).Filmimizin yönetmeni Çağan Irmak'ı severim.Hem de çok severim &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0424754/"&gt;Çemberimde Gül Oya&lt;/a&gt; adlı dizi de gayet hoşuma gitmişti,özellikle müziklerin vurgusu ve çok hoş yerlerde araya girmesi.Herneyse bugün aradaki hukuk dersini asıp "Hadi gidelim" dedim,kız arakdaşımla atladık gittik Sinepop'a.Filme yetişeceğiz diye çatladık koşturmaktan meğersem filmin başlamasına daha yarım saat varmış.Yarım saat takıldıktan sonra girdik oturduk filme.İlk başlarda çok bir onunlayım bir bununla havası çizdi Alper(Başrol oyunucumuz) .Aşçı olan bu abimizin değişik fantezileri falan da var,yatakta aslan kesiliyor falan neyse konumuz bu değil..İlk olarak çok hoş bir gözle bakmadım bu abiye bir onunla bir bununla.Bu işin görünen yüzü tabi.Diğer bir yandan bakarsak çok acıdım ben bu Alper'e..Aşık olamamak ne b.ktan şeydir kardeşim.Cidden çok üzüldüm o haline de.Ada(bkz: &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2115236/"&gt;Melis Birkan&lt;/a&gt;) var bir de bu ablamız da kendi halinde,kostümler diken bir ablamız.Filmi şöyle değerlendiriyorum ki aslında sevdiğimiz insanların kıymetini bilmek adına çok şey veriyor insana.Tam olarak anlıyorsun hayatından en sevdiğin insanı çıkardığında başına neler geleceğini.Filmin Kule Dibi ve Taksim civarında dönmesi beni bir başka etkiledi hep bir pusluluğu ve gizemliliği vardır oraların benim gözümde zaten.Ada'yı terketmesi vardı ki bir de bu abimizin bu sonun başlangıcıydı işte. Kızın ağlamasıyla araya giren şarkının beynimin içinde yankılanması gözlerimi doldurdu tabi aklıma gelenler de.Çok sıkıyımdır,kız arkadaşım yanında duygulanmış gibi gözükmem pek(bilirsiniz Japonya'da öğretilen gibi, hüzünlü şeyler hissedersen yüzünü bozma) bilirsiniz işte...Ama filmin sonuna yaklaştığımızda gırtlağımdan gözlerime doğru bir şeyler çıkıyor filmle ilgilenmiyor,kimi zaman sevgilimi çok kırdığım zamanlar aklıma geliyordu.Filmle bağlantım kalmamış sadece kendi içimde kurduğum senaryoyu dinliyor ara ara da kız arkadaşıma bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum.Aslında bunu bu filme gitmeden önce de çok iyi biliyordum ama içimde yoğunlaşan aşkı çok daha iyi bir şekilde anladım.Hayatında bir şeylerin hep eksik kalmasının ne demek olduğunu anladım.Benim yeşil gözlü ufak tefek(gerçi böyle denmesine kızıyor ama) sevgilimin hayatımda ne kadar büyük bir yeri olduğunu anladım.Bunu film çıkışında ona da ifade ettim(Allah bozmasın hep hayatımda kalsın aynı zamanda maşallah.).Güzel bir gün oldu biletlerini de sakladım.Neyse çok duygusallaştık farkettim de içimi iyiden iyiye bloga dökmüşüm(Gülüyorum kendi kendime).Bir kaç yeni haber de vereyim yeni klavyeyi bilgisayarıma taktım sonunda ama ben almadım el insaf deyip abime vermiş bir arkadaşı aldım alacağım derken böyle bir klavye iyi geldi valla.Azrail'e bir osuruk borcu kalmıştı zaten diğer klavyenin.Birkaç yeni yazıyla karşınızda olacağım kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-1086790528629654533?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/oradaydm-issz-adam-filmi.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SU_SVwScfAI/AAAAAAAABUs/UzcBCyI9la4/s72-c/%C4%B1ss%C4%B1z-adam-%C3%A7a%C4%9Fan-%C4%B1rmak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-696717984350260488</guid><pubDate>Thu, 18 Dec 2008 21:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-18T23:46:42.531+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Yeni İletişim Ortamları</title><description>Yeni iletişim ortamları... Bugünlerde çok duyuyorum bu  kelime grubunu. Üzerine de düşünmüyor değilim. Yüzyüze olan iletişimimiz gitgide başka alanlara doağru kayıyor. Aslında kastettiğim şu;mekanik aletişim üzerinden gitmek gerekirse bir kaynak vardır,bu kaynak mesajı kodlayarak yollar ve hedef de bu mesajı alıp kodaçımlar.Sonrasında da hedef kaynağa geribeslem(cevap diyebiliriz) verir.Mesaj &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;kanal&lt;/span&gt; içersinde gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUrENRvj4hI/AAAAAAAABUk/K_-YIFJLtOM/s1600-h/mekanik-ileti%C5%9Fim-%C5%9Femas%C4%B1.bmp"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 253px; height: 78px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUrENRvj4hI/AAAAAAAABUk/K_-YIFJLtOM/s200/mekanik-ileti%C5%9Fim-%C5%9Femas%C4%B1.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281249245425558034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu mekanik iletişimi örneklemem gerekirse bunu iki kişinin yolda karşılaşıp birbirleriyle muhabbet etmeleri olarak gösterebilirim.Burada dikkat çekilmesi gereken nokta birbirleriyle iletişim içerisinde olan bu şahısların yüzyüze olmaları.İşte tam bu noktada ben araya giriyorum ve kendi görüşlerimi size belirtmek istiyorum.Yeni iletişim ortamları herkesin konuştuğu bir şey bu benim görüşüm değil yanlış anlamayın küreselleşmeyle beraber gelen bir görüş. Fakat ben bunu şöyle yorumluyorum ki yeni iletişim ortamlarının oluşumu eşittir mesajın iletildiği kanalın değişmesi.Tabi küreselleşmeyle beraber bu kendini elektronik ortama kaydırma çabasında çünkü küreselleşmenin de başat ögelerinden biri elektronik iletişim araçları.Her neyse bu durumda ortaya mesajın iletildiği ortamda bir değişiklik çıkıyor.Yani açık hava yerine mesaj artık MSN'de yani elektronik bir ortamda hedefe ulaşıyor.Facebook gibi web 2.0 teknolojisiyle yaratılmış bir site aslında iletişimin yeni ortamlara kaydığının en güzel göstergelerinden bir tanesidir.İnsanlar artık yüzyüze tanışmak yerine Facebook'ta birbirlerini tanıyabiliyorlar.Bakın iletişim elektronik ortama nasıl da kayıyor.Başka bir yönden bakacak olursak insanlar artık yüzyüze geyik yapmak yerine internet üzerinde konuşuyor.Herneyse  durum böyleyken böyle.Küreselleşmenin gelmesi iletişim ortamlarında da değişmeye neden oluyor.Söyleyeceklerim bu kadardır.Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-696717984350260488?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/yeni-iletiim-ortamlar.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUrENRvj4hI/AAAAAAAABUk/K_-YIFJLtOM/s72-c/mekanik-ileti%C5%9Fim-%C5%9Femas%C4%B1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-2921644774768672520</guid><pubDate>Mon, 15 Dec 2008 16:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-16T00:26:23.915+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Google Dini de Neyin Nesi?</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUaFPSNAh_I/AAAAAAAABTc/tEq2qHApBiQ/s1600-h/soru-isareti.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 191px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUaFPSNAh_I/AAAAAAAABTc/tEq2qHApBiQ/s200/soru-isareti.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280054110769416178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında başka bir konu üzerine yazacaktım ki geçen gün Umutlar'a gittiğimizde aramızda geçen ve Umut'tan duyup çok şaşırdığım bir konuya baktım nette "Google Dini" .Umut'tan duyduğumda resmen şoka uğradım,ortaya öylesine atılmış bir geyiktir diye düşündüm fakat araştırırken bu iş üzerine site dahi kurulduğunu gördüm.İnanın şaştım kaldım. Sanıyorum The Church Of Google idi sitenin adı.Burada Is Google God? başlığı altında Google heryerdedir,Google ona inanlara cevap verir,Google herşeyi hatırlar,Google sonsuzdur,Google potansiyel olarak ölümsüzdür gibi şeyler yazıyordu.Hoş haksız da sayılmazlar gayet iyi kazanan bir internet sitesi Google bu durumda sonu gelmez sanırım.Bu Googlism dinini Matt MacPherson adında bir şahıs bulmuş nette arama yaptım hakkında ama herhangi bir şey bulamadım.Sitede dikkatimi çeken bir diğer nokta geribeslem alma durumu."Hate" başlığı altında okuyuculardan  gelen ve bu görüşe karşı çıkan çeşitli mektuplar yayınlamışlar.Ayrıca Google'ın 10 Emri gibi bir şey falan da var.Çeşitli şeyler yazmışlar oraya da.Ayrıca sitede çeşitli şiirler falan da var.Herneyse ben Müslümanım ve bu dinin gereğine göre "Senin dinin sana,benim dinim bana." diyorum.Normalde de bunun böyle olması gerektiğini kimsenin dini inançları nedeniyle sorgulanmaması gerektiğini düşünüyorum.Belki Türkiye ortamında uçuk bir durum Google Dini bana da mantıklı gelmedi fakat inanlara da herhangi bir şey demiyorum(bkz: desen nolur ki?) , dediğim gibi isteyen istediği gibi inanca sahip olabilir.Siteye buakşam okuldan geldiğimde baktım.Şaştım kaldım.Yorumu size bırakıyorum artık.Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0); font-family: arial;"&gt;&lt;center&gt;Belki İlgini Çeker?&lt;/center&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;İlgi çekecek bir konu bulunamadı. &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold; font-family: arial;" href="http://oozamca.blogspot.com/"&gt;Ooz Amca'nın Kişisel Şeysi&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;'ne dön.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-2921644774768672520?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/google-dini-de-neyin-nesi.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUaFPSNAh_I/AAAAAAAABTc/tEq2qHApBiQ/s72-c/soru-isareti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-4611714900135312551</guid><pubDate>Sun, 14 Dec 2008 18:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-16T00:29:25.660+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Kelimelere Anlam Yükleyen Deneyimlerdir</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUVZ7iBouOI/AAAAAAAABTU/rvW9bwvIyOk/s1600-h/dialog.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 137px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUVZ7iBouOI/AAAAAAAABTU/rvW9bwvIyOk/s200/dialog.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279725017442597090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşamki kişisel şeyime baktım da kötü olmuş sanki biraz.Geceleri bir hoş oluyorum,sarhoş gibi oluyorum.Herneyse bugün hem okuduklarımdan hem üzerine düşündüklerimden yola çıkarak bir kişisel şey yazayım dedim.Aklıma bu geldi.Bir düşünün geçmiş deneyimleriniz olmasa,arkadaşalrınızla aranızda ortak muhabbetleriniz dönmese afedersiniz ama 'portakal' dediğimiz kelimeyi sadece suyu sıkılan,kabukları soyulup yenilen,sıcak iklimi seven,turunçgillerden bir turunçgil olarak bileceğiz amma ve lakin hiç bir şekilde bunun diğer anlamlarını bilmeyeceğiz.Şunu demek istiyorum ki insanların geçmişinde yaşadıkları,deneyimleri kelimelere başka anlamlar yüklemelerine neden olur.Bu cümleyi daha önceden sarfettiğimi de hatırlıyorum ki insanlar arasında çıkan kavgaların bir  çoğu insanların birbirlerine söylediği kelimelere farklı anlam yükleyişinden ve aralarındaki fikir ayrılıklarından kaynaklanmaktadır.Karşınızdaki insanı adam akıllı tahlil etmeden muallakta kalacak kelimeler kullanmanın sakıncası da karşımıza burada çıkmaktadır.Karşınızdakini anlamak açısından da gayet önemlidir kelimelere yüklenmiş anlamlar.Argodan bir örnek vermek gerekirse 'kafa olmak' kelime grubu sarhoş olmayı belirtebileceği gibi gayet iyi anlaşmak anlamına da gelebilir.Aslında bu kişisel şey biraz ders gibi oldu ama canım çok yazmak istedi.Çünkü herzaman karşımızdakini anlamaya ihtiyacımız var bu her kim olursa olsun,en iyi tanıdığımız insanın bile bilmediğimiz yönleri vardır.Ne kadar fazla insan bunu yapmaya başlarsa insanlarımız birbirini o derece fazla anlamaya başlar.Ben de bilgi akışının pürüzsüz sağlandığı,insanların birbirini eksiksiz anladığı bir ortam istiyorum.Her ne kadar ütopya olsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;&lt;center&gt;Belki İlgini Çeker?&lt;br /&gt;&lt;/center&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul&gt;&lt;li style="font-family: arial;"&gt;&lt;a href="http://oozamca.blogspot.com/2008/12/iltifat-ederken-ayarn-karmayn.html"&gt;İltifat Ederken Ayarını Kaçırmayın&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;a style="font-family: arial;" href="http://oozamca.blogspot.com/2008/12/sms-kavgaya-gtrr.html"&gt;SMS Kavgaya Götürür&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-4611714900135312551?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/kelimelere-anlam-ykleyen-deneyimlerdir.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUVZ7iBouOI/AAAAAAAABTU/rvW9bwvIyOk/s72-c/dialog.png' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-3694995794207313888</guid><pubDate>Sat, 13 Dec 2008 23:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-18T22:59:11.472+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>İltifat Ederken Ayarını Kaçırmayın</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SURUCMZhY6I/AAAAAAAABSk/IerF8R55ZkM/s1600-h/Levent_istanbul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 147px;" src="http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SURUCMZhY6I/AAAAAAAABSk/IerF8R55ZkM/s200/Levent_istanbul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279437059849806754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Koca bayram tatili bitti be! Hoş yarın pazar ama neden benim içimde tatilin son günleri tatil yapamamak gibi bir şey var ki? Çok fena bir şey bu.Haftasonları pazar gününden,uzun tatillerde tatilin son gününden hiç bir b.k anlamam.Şimdi sadece cumartesi günü uzun sürsün diye gecenin ikisinde yazıyorum bloguma. Aslında gönül ister sizlere bir kaç kişilerarası iletişim ipucu vereyim ama gece çok geç oldu benim bile beynim hoşaf gibi. Bugün Umutlar'a gittim biraz. Bir dünya @mlı g.tlü muhabbet döndü yine. Yanlış anlamayın oturup üzerine derin derin düşünmedik, küfür arasında geçti,bu adamla bir araya geldiğimizde geyiğin dibine vuruyoruz her seferinde.Hayvan gibi sigara içiyor,heryerim duman kokuyor.Her neyse şu minibüsler beni hala illet ediyor.Çok sıcak ve aşırı derecede sarsıyor ( bkz: cılkı çıkmak) .Bir türlü ısınamadım şu toplu taşıma araçlarına ve trafiğe.Sorsan İstanbul'da yaşıyorum.Bu da kısa bir anekdot size (bkz: banane) .Asıl konumuza şöyle başlamak istiyorum.Bugün bir tahlilini yaptık biz Umut ile eğer kız arkdaşına çok çok sanatsal yaklaşırsan,edebiyatın binbir kokusunu tattırır onu arş-ı alâya çıkarırsan ve bunu hep yaparsan daha sonra önemli bir zamanda yaptığında ve ona hoş şeyler söylediğinde pek bir etkisini göremiyorsun.Böyle bir durumda sana boş boş ve rutin bir işin sonunda verilen tepkiyle bakan gözleri gördüğünde sinirlerin yay gibi geriliyor.Bir diğer yönden baktığında eğer beraber olduğunuz insan hayatı somut gören biriyse ve bu tip bir yaklaşımda bulunmaya eğilimli biriyseniz karşınızdaki insana söyledikleriniz çok sanal geliyor ve hatta kimi zaman kendini kötü hissediyor( bende bu özelliklerin hiçbiri yok bana bunları iyi hissetmem için söylüyor gibi vb.) .Biz böyle bir tahlilde bulunduk sizinle de paylaşmak istedim.Biraz daldan dala oldu ama gecenin köründe yazmama verin.İyi geceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Belki İlgini Çeker?&lt;/center&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a style="font-family: arial;" href="http://oozamca.blogspot.com/2008/12/kelimelere-anlam-ykleyen-deneyimlerdir.html"&gt;Kelimelere Anlam Yükleyen Deneyimlerdir&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-3694995794207313888?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/iltifat-ederken-ayarn-karmayn.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SURUCMZhY6I/AAAAAAAABSk/IerF8R55ZkM/s72-c/Levent_istanbul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-6890288066469193220</guid><pubDate>Wed, 10 Dec 2008 20:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-18T23:02:38.001+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>SMS Kavgaya Götürür!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUAuoVCN8bI/AAAAAAAABSU/0eXdzX73YlM/s1600-h/sms.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 179px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUAuoVCN8bI/AAAAAAAABSU/0eXdzX73YlM/s200/sms.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278270033654313394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;SMS kavgaya götürür.Evet,evet ciddiyim.Son örneğini bir saat önce yaşadığım ve aslında üstünde uzun süredir düşündüğüm bir şey bu.Kız arkadaşımla dün ufak bir tartışmayla başlayan olayın bugün b.ku çıktı.Sebep ikimizde de konuşacak kadar kontör olmaması ve olayı SMS ile çözmeye çalışmamız.Nasıl olsa bedava SMSimiz çok.Çözdük mü?Hayır!Olay sadece daha çok b.ka sardı.Başkalarına da sordum.SMS ile bir sorunu çözme yoluna gittiğinizde nasıl oluyor veya nasıl bir yol izliyorsunuz diye.Cevaplar aynı.En sonunda bu yazıyı yazmaya karar verdim.Siz siz olun mesajla bir sorunu çözmeye veya tartışmaya kalkmayın.Gidip kendinize kontör alın,konuşun.Evden arayın konuşun.Yüzyüze gelin konuşun.Olayın özü aslında şundan ibaret.Öyle insanlar olmaya başladık ki gitgide bireyselleşiyoruz örneklemek gerekirse yapılan elektronik aletler dahi kişiye özel laptoplar,mp3 çalarlar,küçük film izleme şeysi,vibratör falan fıstık.İnsanlar böyle bir dönüşüme uğradıkça yüzyüze iletişim dahi kurmakta zorluk çekiyor.Yüzyüze kurduğun iletşimde dahi parazitler karşımızdaki insanı anlamayı zorlaştırıyor.Ki kişilerarası iletişim kitaplarında en çok kişilerin algılamalarındaki farklılığın tartışmaya sebebiyet verdiğini söylerler.Herneyse yüzyüze kurduğumuz iletişimde dahi mesaj kanaldan karşı tarafa doğru vaziyette ulaşmazken sen bir mesajı harflerle kodladıktan sonra -hiçbir jest,mimik,el hareketi,kıl ,yün olmadan- nasıl karşı tarafa yollayabilirsin ki,yollarsın yollamasına ama bunlar basit mesajlar olur.O mesajlardan gelecek basit geribeslemler olur.Fakat konu ufak bir problem dahi olsa bunun çözümünde zorluk yaşanır malum işin içerisinde duygu yok.Şu an kendimi huzursuz hissettiğimden bu yazıyı yazıyorum.Kız arkadaşımla tartışmak hoşuma gitmiyor.Fakat üzerine düşündüğüm bu basit konuyu da yazmak istedim.Siz hiç dikkat etmediyseniz bir bakın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;*Yazımda yazım yanlışları olabilir.Klavyem hepten cozuttu "A" harfi kafasına göre çalıaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;center&gt;Belki İlgini Çeker&lt;br /&gt;&lt;ul style="text-align: left;"&gt;&lt;li&gt;&lt;a style="font-weight: normal;" href="http://oozamca.blogspot.com/2008/12/kelimelere-anlam-ykleyen-deneyimlerdir.html"&gt;Kelimelere Anlam Yükleyen Deneyimlerdir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/center&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-6890288066469193220?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/sms-kavgaya-gtrr.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SUAuoVCN8bI/AAAAAAAABSU/0eXdzX73YlM/s72-c/sms.png' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-3451404414181029184</guid><pubDate>Sun, 07 Dec 2008 12:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:44:57.569+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Hepimiz Birer Kogniteryayız!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STvBNx4O5qI/AAAAAAAABQM/3MyCrOcbO64/s1600-h/kogniterya-bilgi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 130px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STvBNx4O5qI/AAAAAAAABQM/3MyCrOcbO64/s200/kogniterya-bilgi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277023830866323106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kogniterya dediğimiz elemanlar Alvin Toffler'ın üçüncü dalga sınıfını temsil eder.Bu elemanlar iletişim araçlarının tümüne sahip zihin işçileridir.Ben bunu kendi beynimin kıvrımları içersinde şöyle yorumluyorum ki kogniteryalar "bildiklerini satarlar!".Teknolojik devinimin artmasıyla beraber de Peter Drucker'ın da görüşlerine rahatlıkla katılabilir ve şunu söyleyebiliriz ki proleteryadan(emek işçiliği) kogniteryaya(zihin işçiliği,ilgi işçiliği) bir geçiş yaşanmıştır.Her neyse aslında şu anda bilgisyarımızda çalışan işlemci bir kogniterya ürünüdür diyebiliriz.Adam onun bilgisine sahiptir projesini çıkarmıştır,Malezya'da,Çin'de ve benzeri bir Asya ülkesinde ürettirmiştir.Sonra da gelip sana satmıştır.Aslında temelde bilgisini satmıştır.Ayrıca toplumun kogniteryaya önem verdiğini ve bilgi sahibi olan insana daha fazla avantaj sağladığını da hepimiz görüyoruz.Ben "Hepimiz Birer Kogniteryayız!" durumuna olayı nasıl bağladığımı söyleyeyim.Web 2.0 teknolojileriyle sitelerin içeriğini ziyaretçilerin oluşturduğu bir sisteme geçildi.Bilgi paylaşımı,makale yazımı sonucu ücret ödeyen siteler çoğaldı ve web işiyle para kazananların birçoğu bu işi bir kez dahi ols yapmıştır.Çeşitli reklam ağlarına üye oluyorsun.Sitende reklamlar çıkıyor fakat boş olan bir siteye kimse reklam vermiyor.Bildiğin şeyi paylaştığında,özgün içerikler eklediğinde sna para veriyorlar.Durum ne yine bilgi paylaşımı.Ben buradan şu kanıya varıyorum ki -bunların hepsi kişisel görüşümdür- web işiyle uğraşan insanlar da bir zihin işçileri olmuşlardır.Çünkü her daim bildiklerini paylaşarak,bazı kodlar yazarak ve bunun gibi işler yaparak para kazanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;*Kogniterya aslında işletmelerle ilgili durumlarda daha çok gündemdedir.Bu sadece kafamda internete yorumladığım şeklidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-3451404414181029184?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/hepimiz-birer-kogniteryayz.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STvBNx4O5qI/AAAAAAAABQM/3MyCrOcbO64/s72-c/kogniterya-bilgi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-2296805992549272587</guid><pubDate>Fri, 05 Dec 2008 16:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:45:14.963+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Global Dilenciler</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STlcUKDmppI/AAAAAAAABQE/nsD_CW5RwP0/s1600-h/beggar-dilenci.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 163px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STlcUKDmppI/AAAAAAAABQE/nsD_CW5RwP0/s200/beggar-dilenci.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276349939807856274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır bloguma yazmıyorum hatta ve hatta çok çok uzun zamandır.Bu zaman zarfında yuh artık diyebileceğiniz birkaç yenilik oldu benim gibi bir adam erken kalkmaya başladı.Bilgisayarını değiştirdi.Fakat çok kötüdür ki hala klavyemin ara tuşu bozuk ve rahatsızlık yaşayabiliriz.Şu aralar okumanın yanı sıra biraz da oyun oynamaya verdim kendimi hoşuma gidiyor.Gelelim konumuzun özüne uzun zaman sonra yazacağım konuda dilencilere değineceğim.Geçenlerde bir hocamız Mısır'a gittiğinde karşılaştığı dilenci tablosundan bahsetti.Adamın dilenirken İngilizce,Arapça ve Fransızca konuşarak ayrı ayrı dillerde ayrı ayrı turistlere dilendiğini söyledi.Dedim içimden "Vay Anasını Sayın Seyirciler!" .Bunu hepimiz biliyoruz ki bu çaresizlikten yapılan,kötü bir iş.Fakat düşünmeden de edemiyorum dünya fazlasıyla mı küreselleşti acaba?Hepimiz biliyoruz ki vakti zamanında sömürü merkezi haline gelen bu ülkede o zamanların izleri hala devam ediyor küreselleşme sadece işin geyiği fakat dilencinin farklı farklı dillerde dahi dilenmesi içimi burktu.Velhasıl kelam dilenciler hakkında biraz daha bir şeyler yazayım derken Ahmet Haşim'in bir kitabında altını çizdiğim bir yer geldi aklıma Ahmet Haşim Fraknkfurt'tayken Alman dilencilerinin temiz giysili,üyülü pantolon ve gömlekli,temiz olduğunu ve işleri bittiğinde kahve içmeye gidecekmiş gibi bir tavır içerisinde bulunduklarını söylüyor.O zamanın Frankfurt'unda da  dilenciler böyleymiş.Gerçi işin devamında Ahmet Haşim Alman bir arkadaşına soruyor "Nasıl acıyıp para veriyorsunuz bu insanlara?". diye,arkadaşı da "Bir Alman birine el açarsa ihtiyacı olduğu içindir tipi önemsizdir." diyor özetle böyleydi kitaptaki pasaj.Velhasıl Pazariçi'nde oturduğum zamanlarda bir dilenci teyze vardı öğlen Pierre Loti'de akşam üzeri Eyüp Camisi civarında takılırdı,para veren ufak çocuklara öpme sarılma gibi şovlar yapardı.Ben ona nasıl acıyabilir,ihtiyacının olduğunu düşünebilirdim ki?Düşündüm.Ben En nihayetinde şu kanıya vardım ki dilencilere dünyanın heryerinde rastlamak mümkün ve sanıyorum bu global bir meslek haline gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle aklıma eseni yazdım geçtim bu yazımda soğumuştum blogumdan biraz ısınma turları diyelim buna biz.Daha sık yazmaya dikkat edeceğim.Herhalde bloglarında "Takip Ettiklerim" kısmında yazı yazdığımı gören blog sahipleri d e tanımyacaklar veya "Aha! Ooz Amca yeni yazı yazmış!" diyecekler duyar gibiyim tabi "Ulan bu adam kaç yılda bir yazıyor?" diyenleri de.Kendinize iyi bakın.Görüşmek üzere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-2296805992549272587?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/12/global-dilenciler.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/STlcUKDmppI/AAAAAAAABQE/nsD_CW5RwP0/s72-c/beggar-dilenci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-8970209131218292513</guid><pubDate>Wed, 15 Oct 2008 09:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:45:31.860+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Büyük Göğüslü Bir Kadın Bulun!</title><description>Şimdi başlığa bakıp diyeceksiniz Ooz Amca bozmuş kendini,abazana bağlamış.Yok öyle bir şey.Geçenlerde bir sitede dolaşıyorum SEO üzerine bir şeyler araştırıyorum.Oradan oraya derken yabancı bir siteye yolum düştü.100 SEO Tips For Success(Başarı İçin 100 SEO İpucu) gibi bir başlığı vardı tam hatırlamıyorum.Buraya kadar herşey iyi güzel.Aşağı doğru indikçe şöyle bir yazıyla karşılaştım ki adam direkt yazmış "Siteniz için bir t-shirt bastırın ve büyük göğüslü bir kadın bulup t-shirt ü giymesini isteyin." OHA ULAN! Tamam farklı tanıtım yuollarına karşı değilim.Ama bu direkt vücudu metalaştırmaktır lan!Site tanıtmak uğruna aslında bir nevi ayrımcılığa da gidiyorsun o tshirt ü bir başkasına da giydirsen pek ala sokaklarda gezdirebilir senin reklamını fakat neden kadın ve neden büyük göğüslü?Bu kanıya Amerika'dan şöyle bir örnek vereyim örneğin işinize bir yönetici alacaksınız ve gazeteye erkek eleman olmalı diyerek ilan verdiğinizde suç işlemiş oluyorsunuz.Ayrımcılık yapıyorsunuz bir anlamda çünkü kadın da yöneticiliği biliyorsa yapabilir.Aslında bu site tanıtma fikri de bundan farksız.Çünkü dediğim gibi maksat tshirtünü birine giydirip sokaklarda gezdirmekse bu büyük göğüslü olmak zorunda değil.Bir yandan porno filmlere de bu yönünden bakıyorum çünkü çok büyük paraların döndüğü bu sektörde de insanlar metalaştırılıyor ve bir sermaye gibi görülüyor.Bu cidden hoşuma gitmiyor.Tamam mankenlik bir başka konu çünkü elbiseyi gösterebilmek için düzgün bir fiziğe ihtiyaç vardır ama bu düzgün fiziğin SEO konusunda kullanılmasına bir an uyuz oluverdim.YANLIŞ.Kalın sağlıcakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yazıma foto koymuyorum çünkü yazımı tanıtmak adına birilerini kullanmaktan yana değilim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-8970209131218292513?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/10/byk-gsl-bir-kadn-bulun.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-41855405089975689</guid><pubDate>Mon, 06 Oct 2008 15:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:50:04.015+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Geçmişe ve Şimdiye Bakış Rasathanesi</category><title>Hatıralar Arasında Bir Yürüyüş</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOo-UOYKa8I/AAAAAAAABP8/h6ss5Ugsw7w/s1600-h/pazari%C3%A7i-sis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOo-UOYKa8I/AAAAAAAABP8/h6ss5Ugsw7w/s200/pazari%C3%A7i-sis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254080432458853314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık beş yıldır başka bir semtte oturmamıza rağmen hala gecekonduda oturduğumuz semti Pazariçi'ni kabul ederim mahalle olarak.Hoş Pazariçi'ne çok uzak biryerde değilim ama özlerim yine de.Hoştur benim mahallem.Karanlık çöker,is kokusu sarar ortalığı.Genizleriniz yanar,tükürürsünüz.Mahallenin göbeğine inen yokuştan inerken ayak sesleriniz yankılanır.Lağımdan bir fare kafasını size gösterir,bakınır.Sonra ölümle alay edermişçesine koşturmaya başlar önünüzde.Küçüklükten kalma bir alışkanlıkla veredersiniz tekmeyi,ufak çocuklar taşlarla kovalar kendi bahçelerine girmesin diye.İnşaatlarda toplanmış kalabalıklar görürsünüz sokağın kimi yerlerinde.Sokağa salınmış köpekler vardır ama tanırlar artık sizi birşey yapmazlar en vahşisinden olsalar bile.Tanıdığına tanımadığına selam verirsin,canayakındır Pazariçi halkının insanları.Muhabbet etmeye başlarsın tanıdıklarını gördüğünde.Bazen bir apartman altında,bazen bir inşaatta,bazen bir kahvehanede,bazen bir biranede veya bir kaldırım üzerinde kafaları çekerken.Ne kadar zor olsa da hayat kimileri için  elindeki kesiklerden,makina yağı lekelerinden anlarsınız hayata nasıl sıkı sıkı umutla tutunduğunu.Bir direk altında veya kapı ucunda konuşan sevgilileri görürsünüz,mahalle arasında dile düşmek iyi değil tabi.Sessizce ama içlerinden haykırarak paylaşırlar sevgilerini.Siz dalmışken öyle karanlık içinde bir şeylere.Yukarıdan bir çocuk seslenir "Topu tut abi!".Sigara içmeseniz bile sigara kokarsınız,sobayla ısınmasanız bile is kokar üzeriniz,herşey tıkırında olsa bile arakdaşının moralini bozana sende küfür edersin.Arkadaşınla unutulmuş olanı,samimiyetini paylaşırsın.Kimi zaman arkadaşınla birbirine girersin sonra ne yaptığının farkına varır anında sarılır barışırsın,tabi nasihatte dinlersin sağdan soldan(!)"Oğlum böyle külüstür işler yüzünden birbirinizin ifadesini almayın ilerde başkasını paket etceksiniz siz beraber!" diye.Velhasıl kelam güzel yerdir Pazariçi yine anılarım depreşti.Birkaç gündür bunun üzerine yazıp canınızı sıkıyorum belki ama öyle işte bunun üzerine yazınca iyi hissediyorum kendimi.Bu arada bir not düşeyim Pazariçi'nde tekrar yaşamak istemem ama yakınında olup hergün uğramak da fena olmazdı hani(!).Kendinize iyi bakın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-41855405089975689?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/10/hatralar-arasnda-bir-yry.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOo-UOYKa8I/AAAAAAAABP8/h6ss5Ugsw7w/s72-c/pazari%C3%A7i-sis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-2992747675343832731</guid><pubDate>Sat, 04 Oct 2008 09:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:50:19.801+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Geçmişe ve Şimdiye Bakış Rasathanesi</category><title>Teksas'la Paris'i Birbirine Karıştırdığım Yer:Pazariçi</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOdLjLHyriI/AAAAAAAAA4U/JWVeHLZ6-Jc/s1600-h/pazari%C3%A7i-oguz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOdLjLHyriI/AAAAAAAAA4U/JWVeHLZ6-Jc/s200/pazari%C3%A7i-oguz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253250558003949090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günay Doğan'ın &lt;a href="http://www.gunaydogan.com/2008/10/bir-gecekondu-ve-komur-sobasi.html"&gt;Bir Gecekondu ve Kömür Sobası&lt;/a&gt; adlı yazısı ciddi anlamda hoşuma gitti ve beni bu yazıyı yazmaya zorladı açıkça söylemem gerekirse.On dokuz  yıldır yaşadığım hayatta onbeş yılım Gazi Osman Paşa'da bir gecekondu mahallesinde geçti.Yer yeşil şapkalı minibüsleriyle bilinir,Dörtyol'dan Çeltik'e kadar içine geniş bir mekanı kapsar,Köprülü Spor efsanesi vardır,belki dünyanın en çok kahvehane ve biranesini barındıran yerdir bilmemek ne mümkündür burayı;Pazariçi.1950'lerin başında Bulgar göçmenlerinin gelişiyle kurulmuş hemen ardından Yugoslavya(bkz:Fikri Amcalar) ve Selanik göçmenlerinin yerleşmesiyle gelişmiştir.Gazi Osman Paşa'nın en köklü mekanlarından biridir.Daha sonrasında Türkiye'nin heryerinden insan buraya geliyor tabi.Kültür artık Pazariçi'ne özgü olmuş Yugoslavyalı bir kişi "Son duraktan ağrı gelirim." derken , Erzurumlu bir vatandaşımız " Aman be ya çekti kozu ödetti çayları bana." diyebiliyor.Bu hoş mekanda dedemin Tekirdağ'dan geldikten sonra yaptığı üç katlı gecekonduda 15 yıl kadar yaşadık.Gecekondular imece usulü yapılırmış bir gecede bütün mahalleli toplanıp bir odayı yaparmış.Bizim evde -ufaklığımdan bilirim- misketi yere koyunca durduğu yerde durmaz aşağı doğru giderdi buradan neyi anlıyoruz evintabanı yamuktu.Evin içerisindedahi eşiklerimiz mevcut bir odadan diğerine merdivenlerle geçme gibidurumumuz söz konusuydu.Dedem bu yamuklukları kardeşinin doğru düzgün ölçü alamamasına bağlarmış.Evimizin içinde kömür sobası vardı.Gece üzerindeki kapak açıkkalırsa atom bombası işaretine benzeyen bir ışık tavana yansırdı,itiraf etmeliyim ufak çocukken yatağıma yattığımdave gecenin bir vakti o yansımayıtavanda gördüğümde ürperirdim.Zaten abimle ranzada yatıyorduk ve tavanla aramda bir karış bile yoktu ama sıcacık olurdu ev hele kışın insan yataktan kalkmak istemezdi.Kimi zaman eski oyuncaklarımın tümünü ayırır sobaya atardım soba resmen zıplardı bir defasında duvar kağıdını yakmıştım da annem kızmıştı bayağı.Çocuklar için herşey eğlencedir bilirsiniz.Bende de envai çeşidi vardı yaramazlığın sobaya şırıngayla su atmak,kolonya dokmek,çakmaktaşı ufalamak vazgeçilmez eğlencelerimdendi ha bir de buz eritmek.Evimizin tavanı her yağmurda akardı önemli bir anekdot vermek istiyorum tam bu noktada evimiz orta kattaydı o yağmurun orta kata kadar nasıl indiğini çözebilmiş değilim.Tavanda hep küçük küçük delikler vardı boya altına dolan su boyayı kaldırmasın diye açardık herkesin görevi gibiydi.Alt katta Mehmet Amcalar otururdu babaannemin kiracılarıydı on beş yıl bizim alt katta iki odalıbir yerde oturmuşlardı.Şöyle bir ev düşünün iki oda,bir mutfak,tuvalet dışarda kömürlük odaların birinin içerisinde açılmış bir tünele benzeyen bir yer ve bu şartlar altında yedi nüfuslu bir aile.Mehmet Amcalar o evde tam on beş yıl yaşadı artık ev sahibi gibi hissediyordum ben onları orada.Üst kattan birşey istediğimiz zaman şöyle yere sertçe vururduk aşağıdan duydulduğunda hemen evin bahçesine veya cama çıkardı Mehmet amca veya Gülseren Teyze.Beni çok severlerdi bir keresinde bahçe duvarından düşmüştüm de ,annem hep anlatır, bir Gülseren Teyze bir annem kendi kucağına alıp birşeyim var mı diye bakıyorlarmış en sonunda araba gelmişte hastaneye götürmüşler beni.Gülseren Teyzeler köye gidip geldiklerinde "Pis lazlar bana dındık(fındık) verin"diye nağralar atarmışım bahçede.Şimdibenden bir hayli kısa vaziyette olan Gülseren Teyze'yi hayli çok severim.Her gece Gülseren Teyzeler'e,karşı komşumuz Hatice Teyzeler'e ve babaanneme giderdim.Gülseren Teyzeler'de avucumlapilav yer,babaannemlerde bir sürü suyla oynar,Hatice Teyzeler'de de patlak mısır yerdim.Komşuluk ciddi anlamda çok iyiydi.Herkes birbirine yardımcı olurdu,hırlaşmalar da olurdu tabi.Mehmet Amca ve babam sürekli hurdacılara gidip birelektronik altle gelir bütü ntatil gününü onu tamir etmeye uğraşmakla geçirirdi.Bir defasında bahçeye tahtadan oturaklar yapmışlardı da çay içmeye çıktığımızda g.tümüz rahat etmişti.Evimiz Pierre Loti'ye çok yakın olmasına rağmen hiçbirzamangitme gereği duymadık manzaranın aynısını görebiliyorduk.Bunun yanısıra Haliç temizlenmedenönce b.k kokusunu ciğerlerinin en ücra köşesinde bile hissedebiliyordun o ayrı.Yan komşumuz vardı Azel Teyze herkese saldırırdı,top oynatmaz hemen balkonundaki saksılardan taş yağmuruna tutardı milleti.Kimi zaman sopayla kovalamaya çıkardı falan.Hiç unutmam bir bayram günü mahallemizin abilerinden iri ayaklarının altınaçatapat atmıştı kadının da hacı olan bu insanın ağzından aklıma gelmeyecek küfürler duymuştum.Çok komiğime gitmişti.Bir de kar yağdığı zamanlar olurdu mahallede çoluk çocuk herkes sokağa dökülür çok eğimli bir coğrafyaya sahip olan mahallemizde poşetlerle,tahta parçalarıyla kayardı.Bunlar hoş anılar tabi işin Paris kısmı ama sahne arkasına geçtiğimizde acımasız bir hayat vardı.Hergün birileri birilerini keserdi zaten,klasikleşmişti.Mahallenin klasikleşmiş ve zor değişen kuralları vardı,kötü bir davranışı olan toplu bir genç güruhu tarafından cezalandırılırdı daha sonra ya mahalleli ya polis araya girip olayı dağıtırdı.Dedikodu mekanizması olmassa olmaztabi böyle mekanlarda ciddi bir sosyal baskı yaşatıyor insanüzerinde bu durumciddi anlamda rahatsız edici.Eğer Pazariçi gibi bir gecekondu semtinde yaşamak istiyorsan kavgaya her an hazırlıklı olacaksın,mekanın Ağır Roman filmindeki mekandan bir farkı yok zaten.Dışardaki hayat çok acımasız.İnsan üzerinde kurulan sosyal baskı onu herşeyi yapmaya zorlayabiliyor kimi zaman.Böyle bir gecekondu mahallesine büyük apartmanların yapılmaya başlanması da mekanı iyice Teksas haline getiriyor.Çünkü oturmuş kuralları olan bir yerde bunlara muhalefet olan kimseleri halk tepkiyle karşılıyorve bunun sonucunda hırlaşmalar çokdaha fazla oluyor.Bunların olmasının yanında hala kazık atmayan,sözünün eri bir insan topluluğu görmek istiyorsanız bunları Pazariçinde bulabilirsiniz.İşte böyle yazıya ek olarak birkaç fotoğrafımı koyacağım eskilerden.Yazımda imla hataları bulunabilir klavyemde ara tuşu hala doğru düzgün çalışmıyor.Umarım hoşunuza gider.Kendinize iyi bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(üst solresimden başlayarak soldan sağa:1.annemve ben okulun ilk günü,2.ben mahallede bisiklet sürerken,3.abim ve ben evin bahçesinde,4.kuzenim ve dedem,5.ben mahalledetop oynarken)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-2992747675343832731?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/10/teksasla-parisi-birbirine-kartrdm.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SOdLjLHyriI/AAAAAAAAA4U/JWVeHLZ6-Jc/s72-c/pazari%C3%A7i-oguz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-573869317406183647</guid><pubDate>Tue, 30 Sep 2008 21:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:36:01.898+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Rakı Kafasında Ama Sex On The Beach Tadında</category><title>Sex On The Beach,Boza,Lahmacun</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SON_QTxzPQI/AAAAAAAAA4M/Pf1Wl3VdoX8/s1600-h/sex-on-the-beach.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SON_QTxzPQI/AAAAAAAAA4M/Pf1Wl3VdoX8/s200/sex-on-the-beach.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252181508607917314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kuzenimle,kendisi en az benim kadar kırıktır Şarköy'den Mürefte'ye gitmştik gecenin bir körü de zorla dönmüştük geriye, bir kutlama yapalım dedik.Saat yedi gibi Taksim'de buluşup bastık gittik Nevizade'ye.Daha önce de bahsetmiştim Akdeniz diye küçük şirin bir mekan var pek bir severim.Hoş şimdi biraz inovasyon yapmış teras falan açmışlar,tuvaletler modernleşmiş,mutfak falan yapmışlar bir kata,yeni nesil trabzanlar falan janjanlı olmuş.Çıktık terasa dedik üstadım ayarla bizim kokteylimizi hemen.Tık anında geldi 35cc'lik bir karıştırma şişesinde Sex On The Beach'imiz.Öylesine birşey ki içinde tekila,bacardi,archer,tatlandırıcı,tropik meyve suyu vs dünya kadar şey var(bkz:b.k püsür).Velhasıl kelam üniversiteyi kazanmamıza deyip attık bir shot,arkasından bir tane daha ve sonra bir tane daha.Ab-ı hayat gibi gelen ve uzun süredir içmediğim bu çok hoşuma giden pembe içki rengi ve tadı dahil olmak üzere beni çok mutlu ediyor fakat şöyle bir durum söz konusu ki tam ummadığınız bir zamanda hatta konuştuğunuz lafın ortasında kelimeleri birbirine karıştırmaya başlıyorsunuz.Şok vaziyette kafa oluyorsunuz anlayacağınız.Neyse bu bizi kafa ettikten sonra kuzenle bir süre muhabbet ettik akıl bu ya(bkz:g.t olmuşunuz oğlum siz)o sarhoş kafayla tutturduk Vefa'ya boza içmeye gidelim diye Latin Amerika içkilerinden hazırlanmış kokteyl üzerine boza,senteze bak.Taksim'den iki katlı bir otobüse binip city sightseeing modunda kafamızda yıldızlar döne döne geldik Fatih'e amma ve lakin yanlış yerde indiğimizden önce Eminönü'ne oradan metroyla üniversitenin oraya gitmemiz gerekti.Sonrasında Vezneciler'in oradan Vefa'ya doğru gittik tabi saat gecenin bir körü heryer ıssız tam fotoğraflık kareler var ama eski kemerler,ahşapevler,insanlar,köpekler gayetli ürkütücü gözüküyor.O haldeki bir mekanda dahi geyik yapa yapa gittik bozacıya leblebimizle içtik bozayı.Tınk bir ampul daha "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kuzen lahmacun yemeye gidelim&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;."(bkz:ortamın,midenin .mına koydun şimdi ama)Haydi geldiğimiz yollardan geriye dönüp önce Edirnekapı'ya oradan metroyla mekana oturduk lahmacunumuzu da yedik ama midem artık inflak etmek üzere eve zor attım kendimi.Bu yazıya başladım ama yazamadan yarım bıraktım.Sonra kız arkadaşımla konuşup uyudum.Enteresan birkaç rüya gördüm ama hatırlamıyorum.Şimdi de başladığım yazıyı birçok zorluğa rağmen,klavyemin ara tuşu bozuk sadece abarttım kabul ediyorum,tamamladım.Hepinize iyi bayramlar dileyerek yazıma nokta koyuyorum(.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-573869317406183647?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/10/sex-on-beachbozalahmacun.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SON_QTxzPQI/AAAAAAAAA4M/Pf1Wl3VdoX8/s72-c/sex-on-the-beach.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-6436881695860746263.post-9055468416414774568</guid><pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-12-15T23:45:58.458+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Düşünce Marangozhanesi</category><title>Narkolepsi Nedir?</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SN97DmvJ7GI/AAAAAAAAA4E/LQN8hLLJIZQ/s1600-h/sleep_narcolepsy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SN97DmvJ7GI/AAAAAAAAA4E/LQN8hLLJIZQ/s200/sleep_narcolepsy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251050992405441634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün size dünyanın en berabat ve çok nadir rastlanan hastalıklarından birinde bahsedeceğim;narkolepsi.Diyeceksiniz ki ulan manyak herif sen nereden buluyorsun böyle şeyleri(bkz:deliysen yaklaşma!)?Discovery Channel'da bir belgeselde görmüştüm ve ciddi anlamda korkutmuştu beni.Psikolojik temelli bu hastalığın üzerine birkaç araştırma yaptım ve bakın neler öğrendim.Bu hastalığa yakalanmışlara narkoleptik deniliyor.Hastalık normal hayat sürerken bayılırmışçasına düşüp uyuma şeklinde kendini gösteriyor,şaka değil o anda düşüp uyumaya başlıyor insanlar.Hatta kalp atışları bile duyulamayacak derecede düşen ve hastanede kendini morgda bulan insanlarla yapılan röportajlar dahi vardı belgeselde.Bu işi biraz yokladığım zaman işin içinde biyolojik faktörlerin olduğunu da öğrendim fakat hastalığın tam olarak nedeni saptanamamış vaziyetteymiş.Bu hastalık uyku düzenini de aşırı vaziyette bozarmış.Yaşamboyu tedavi gerektiren bu hastalık çocuk yaşlarda görüldüğü gibi ellili yaşlarda da kendini gösterebilirmiş.Şimdi oha ulan diyeceksiniz ama yazar Edgar Allen Poe bu hastalıktan muzdarip bir adammış ve hikayelerinde bir yerde kapalı kalma korkusunu kitaplarında sık işlermiş(bkz:okumadım,bilmiyorum).Hatta bu meşhur yazarın yakınındakilere sürekli eğer düşersem beni öldü sanıp gömmeyin gibi uyarıları olurmuş ki bu sadece okuduklarım arasında gördüğüm birşeydi ne kadar doğrudur bilemem.Hatta eskiden gömülen insanların ayaklarına bir zil bağlanır ve gömüldükleri gece mezarının başında bir kişi bekletilirmiş bu narkolepsiye karşı alınmış bir önlemdir aslında,demek ki ta o zamanlarda narkolepsi kendini göstermiş.Bunun yanında narkolepsi kendini hayvanlarda dahi gösteriyormuş bu da hayvanlarda DNA dizimindeki bir tersliğin sonucu oluşuyormuş.Herneyse kimsenin başına gelmesin diyelim ve konuyu burada kapatalım.Kalın sağlıcakla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;http://oozamca.blogspot.com&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6436881695860746263-9055468416414774568?l=oozamca.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://oozamca.blogspot.com/2008/09/narkolepsi-nedir.html</link><author>noreply@blogger.com (worldwidewriters)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__XDUE7tgd4s/SN97DmvJ7GI/AAAAAAAAA4E/LQN8hLLJIZQ/s72-c/sleep_narcolepsy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item></channel></rss>